Göğüs Hastalıkları

​Akciğerlere ve genel solunum sistemine yönelik hastalıkların tanı ve tedavisi süreci ile ilgili tıp dalı göğüs hastalıklarıdır. Göğüs hastalıkları başlığı altında astım, akciğer embolisi, KOAH, zatürre, bronşit, kronik öksürük, alerjik hastalıklar, tüberküloz gibi hastalıklar incelenmektedir. Bu tip hastalıkların tanı ve tedavisi için röntgen, bilgisayarlı tomografi, solunum fonksiyon testleri, kan testleri, bakteriyel kültür testleri gibi teknikler kullanılabilir. Göğüs hastalıkları nedenlerinin ilk sırasında sigara kullanımı bulunmaktadır. Sigara kullanımı tedavi sürecini de çok olumsuz etkileyen ve göğüs hastalıklarında mutlaka ortadan kaldırılması gereken bir faktördür. Bu nedenle bu alanda çalışan uzman hekimler hastalara sigara bırakma yöntemleri, sigara bağımlılığı gibi başlıklarda da yardımcı olurlar. Göğüs hastalıkları uzmanları pek çok hastalığın tanı ve tedavisinde gerektiğinde diğer uzmanlıklarla multidisipliner çalışarak hastalıkları çözüme kavuştururlar.

Akciğer Embolisi

Akciger Embolisi Vimfay

​Emboli damarlar içerisinde oluşan pıhtıların kan ile vücudun başka bir bölgesine ilerleyerek gittiği yerde damar tıkanıklığına sebep olmasıdır. Yer değiştiren bu pıhtı akciğer damarlarından birisinde tıkanıklığa yol açarsa bu duruma akciğer embolisi adı verilmektedir. Bu tıkanıklık bazı durumlarda birden fazla damarda da gerçekleşebilmektedir. Ayrıca kimi zaman tıkanıklığa pıhtı yerine hava ya da yağ da neden olabilmektedir. Akciğer embolisi hastalarda çok ciddi hayati tehlikelere sebep olabilecek bir hastalıktır. Bu tarz emboliler çoğunlukla 3 nedenle oluşmaktadır. Bu nedenlerden ilki damarların iç yüzlerini oluşturan dokuda hasar meydana gelmesi. Bir diğer neden damarlardaki kan akışının yavaşlaması ve durmasıdır. Son neden ise kanın pıhtılaşma eğiliminin artması durumudur. Bu problemler genellikle bacak ve ayak damarlarında gerçekleşmektedir. Varis gibi problemlerin olması da pıhtı oluşma riskini arttırmaktadır. Bunun dışında uzun süre hareketsizlik, bazı cerrahi müdahaleler, bazı ilaçlar, dalgıçların yaşadıkları gibi ani basınç değişiklikleri, kanser hastalıkları, genetik yatkınlıklar, aşırı kilo ve sigara kullanımı akciğer embolisi nedenleri arasında sayılabilirler. Akciğer damarlarında emboli geliştiğinde ani nefes darlığı, kalp çarpıntısı ve kanlı balgam gibi belirtiler ortaya çıkabilmektedir. Büyük damarlarda emboli geliştiği durumlarda ise şiddetli göğüs ağrısı, baskı hissi ve bayılma gibi bulgular meydana gelebilir. Birden fazla damarda emboli geliştiği durumlarda akciğer embolisi kalp krizine neden olabilir. Bu nedenle emboli belirtileri yaşayan kişilerin en kısa sürede hastanede kontrol altına alınmaları gerekmektedir. Akciğer embolisi tanısında ilk adım kan testleridir. Emboli ile ilişkili olabilecek bulgulara sahip olan hastaya öncelikle kan testi yapılır ve D-dimer, ALT, AST gibi kan parametreleri incelenerek hekim tarafından yorumlanır. Emboli şüphesinin devam ettiği durumlarda kesin tanı için ilaçlı akciğer tomografisi ile hangi damarda tıkanıklık geliştiği tespit edilebilir. Pıhtının kaynağının tespiti için ise öncelikle bacak ve ayak damarlarına ultrason değerlendirmesi yapılabilir. Akciğer embolisi tanısı kesinleştiğinde hekim tarafından hastanın özelliklerine göre bir tedavi prosedürü oluşturulur. Tedavi prosedürü belirlenirken embolinin özellikleri önemlidir. Hafif seviyede bir tıkanıklık bulunduğu durumlarda ilaç tedavisi ile pıhtının dağıtılması tercih edilebilir. Ancak bunun yeterli olmayacağı durumlarda kateter tedavisi ile pıhtının parçalanması sağlanabilir. Damarda ileri düzeyde bir pıhtılaşma ve tıkanıklık olduğunda ise cerrahi tedavi ile pıhtının uzaklaştırılması tercih edilebilir. Akciğer embolisi atlatmış hastalar hayatlarının geri kalanında emboli riski oluşturabilecek faktörlere dikkat ederek hastalığın tekrarlamasını önlemelidirler.

Pnömoni (Zatürre)

Pnomoni Zaturre Vimfay

​Halk arasında zatürre olarak bilinen pnömoni hastalığı bakteriyel, viral ve mantar kaynaklı nedenler ile gelişebilen, akciğerdeki alveol adı verilen hava keseciklerinin iltihap ile dolması durumudur. Her ne kadar zatürre hastalığının farklı nedenleri olsa da vakaların büyük çoğunluğu streptococcus pneumoniae (pnömökok mikrobu) adı verilen bir bakteri çeşidi nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Bunun dışında, coronavirus, influenza, rhinovirus, adenovirusbirçok farklı virüs çeşidi de zatürreye neden olabilmektedir. Bu virüslerden RSV (respiratuarsinsityal virüs) adı verilen virüs özellikle çocukları etkilemektedir. Çocukların zatürreye karşı korunması hayati önem taşımaktadır. Ülkemizde 0-4 yaş çocuk ölümlerinin en büyük nedenlerinden birisi zatürre hastalığıdır. Çocuklar dışında özellikle 65 yaş üstü hastalarda, KOAH gibi akciğer hastalığı olan kişilerde, kalp hastalığı olan kişilerde, hamilelerde zatürre büyük risk oluşturmaktadır. Bu risk gruplarının kendilerini zatürreye karşı korumaları çok önemlidir. Zatürre oldukça bulaşıcı bir hastalık olup, hapşırık, öksürük, temas gibi nedenlerle bulaşabilmektedir. Ancak bununla birlikte günümüzde hastalıktan korunmak için zatürre aşıları bulunmaktadır. Özellikle hastalığa karşı hassas grupların zatürre aşılarını olmaları hastalığın risk faktörlerini azaltmada büyük öneme sahiptir. Günümüzde koronavirüsnedeniyle zatürre tanısı kimi zaman gecikebilmektedir. Koronavirus bulguları ya da grip bulguları ile karıştırıldığı için zatürre hastaları hastaneye başvurmakta gecikebilmektedir. Tanı ve tedavideki gecikme hastalığın ilerlemesine ve tedavisinin zorlaşmasına neden olabilmektedir. Hastalık bu sebeplerle kimi zaman yaşam riski oluşturabilecek derecede ilerleyebilmektedir. Zatürre hastalığının gripten ayrılan önemli özelliklerinden birisi 3 gün üzeri süren yüksek ateş, göğüs ağrısı, gövde yanı ağrısıdır. Diğer zatürre belirtileri ise öksürük, sarı ya da yeşil renkte balgam, soluk alıp vermede güçlük ve hızlı nefes alma, yorgunluk, halsizlik, kusma ve yaşlılarda ya da hassasiyeti olan kişilerde bilinç bulanıklığıdır. Zatürre tanısının en önemli kısmı akciğer muayenesidir. Hekim tanıyı kesinleştirmek için röntgen, bilgisayarlı tomografi, kan tetkikleri, balgam kültürü gibi değerlendirme tekniklerinden de yararlanabilir. Zatürre tanısı kesinleştiğinde ise hekim tarafından kişiye özel tedavi prosedürü oluşturulur. Tedavi sürecinde zatürreye neden olan kaynak problem çok önemlidir. Bu doğrultuda hekim ilaç tedavisi, yaşam tarzı değişiklikleri, istirahat gibi uygulamalar ile hastalığı kontrol etmeye çalışır. Bunun yeterli olmayacağı vakalarda, solunum yetmezliği gibi bulguların görüldüğü hastaların tedavisinde hastanın hastaneye yatışı gerekebilir. Hastalığın tedavisi sonrası hasta bir süre daha halsizlik hissedebilir ancak çoğunlukla geçici bir durumdur.

Kronik Obstruktif Akciğer Hastalığı (KOAH)

Koah Vimfay

​Kronik obstrüktif akciğer hastalığı ya da daha çok bilinen ismiyle KOAH, akciğerde bulunan hava yollarının daralmasına, hava keseciklerinin tıkanmasına bağlı kişinin solunum döngüsünü yerine getirmekte zorlandığı bir hastalıktır. Akciğerlerimiz solunum yoluyla aldıkları temiz havayı bronş adı verilen kanallar vasıtasıyla alveol adı verilen hava keseciklerine iletirler. Bu keseciklerde temiz hava içindeki oksijen kana karışarak tüm vücuda dağıtılır. Ancak KOAH’ta bronşlar ve alveolar daraldıkları için bu oksijen alışverişini gerçekleştiremezler. Akciğerlerden yeteri kadar oksijen emilimi sağlanamadığı için vücudun diğer tüm dokularına da yeterli oksijen iletilemez. Bu gibi hastalarda balgamlı öksürük, hafif eforla bile gelişen nefes darlığı, hırıltı, göğüste sıkışma hissi, yorgunluk, kilo kaybı gibi belirtiler görülebilir. Bu sorunlara yol açarak KOAH’a sebep olan en büyük etken sigara kullanımıdır. Her ne kadar KOAH’I etkileyen genetik, mesleki, çevresel ve yaş gibi faktörler de bulunsa da sigara kullanımı tüm bunların başında gelmektedir. KOAH çoğunlukla akciğerde kalıcı bir hasar oluşuncaya kadar kendini belli etmez ve bulgu vermez. Ancak bu belirtiler ortaya çıkmasına ragmen hasta sigara kullanımına devam ederse ya da KOAH’I etkileyebilecek diğer çevresel faktörleri ortadan kaldırmazsa hastalık git gide kötüleşir. Hastanın akciğer kapasitesini büyük oranda düşürür ve bu durum diğer vücut sistemlerine de zarar vermeye başlar. KOAH bulguları yaşayan kişi ilgili uzman hekime başvurmalıdır. KOAH tanısı için hekim röntgen, bilgisayarlı tomografi, kan testleri, arterial kan gazı tayini, solunum fonksiyon testi gibi birçok teste ihtiyaç duyabilir. Bunlardan solunum fonksiyon testi KOAH tanısı konulurken kullanılan en önemli değerlendirme yöntemidir. Hastaların solunum hacimlerinin ve solunum hızlarının tespit edildiği bu test KOAH’ın diğer hastalıklardan ayrımı için de çok önemlidir. KOAH tanısını kesinleştiren hekim hastanın genel sağlığına, KOAH’ın seviyesine ve sebebine bağlı olarak bir tedavi program hazırlar. KOAH ilerleyici bir hastalık olduğu için tedavi programının etkili ve düzenli bir şekilde uygulanması, hastanın daha fazla kötüleşmemesi ve hayati riskler oluşmaması için önemlidir. Eğer hasta sigara kullanıyorsa bu tedavi programının ilk basamağı sigarayı bırakmaktır. Sadece sigarayı bırakmak bile hastalığın gidişatını önlemede büyük bir adım olacaktır. KOAH’ın kontrolü ve bulguların önüne geçmek için farklı tipte ilaç tedavilerine başlanabilir. Bununla birlikte nefes egzersizleri ile akciğer kapasitesinin arttırılması, balgam atımının sağlanması amacıyla fizyoterapistler tarafından pulmoner rehabilitasyon uygulanabilir. Ancak tüm bu tedavi yöntemleri başarılı ve etkili bir şekilde uygulansa dahi hasta sigarayı bırakmadığı takdirde hastalık ilerlemeye devam edecektir. KOAH kontrol edilebilen bir hastalıktır ancak hastanın işbirliği tedavi süreci için çok önemlidir.