vimfay.®
Dahili Branşlar

Nefroloji

Böbrek hastalıkları, diyaliz ve nakil öncesi/sonrası takip.

Bölüm Hakkında

Nefroloji

Böbrekler, vücutta bel bölgesinde omuriliğin iki tarafında bulunan fasulye şeklinde bir çift organdır. Fonksiyonları kandaki atıkların filtrelenmesi olduğu için böbrek hastalıkları tüm vücut sistemlerine etki eden bulgular ortaya çıkarabilir. Ayrıca vücuttaki sıvı miktarına etki ettiklerinden dolayı kan basıncının düzenlenmesinde de görev alırlar. Böbrek hastalıkları genel olarak halsizlik, yorgunluk, bulantı, kusma, kanlı idrar, ödem, hipertansiyon ve dispne (nefes darlığı) gibi belirtilere neden olabilir. Böbrek hastalıklarından sık görülenler arasında nefrit (böbrek iltihabı), böbrek taşı (nephrolithiasis) ve idrar yolu enfeksiyonu sayılabilir. Belirtilerin değerlendirilmesi ve tanı için mutlaka bir hekime başvurulması önerilir.

Nefrit

Nefrit (böbrek iltihabı), böbrek dokularının hasar görmesi sonucu oluşan iltihabi durum olarak tanımlanır. Böbreklerin en küçük fonksiyonel birimi nefron olarak adlandırılır. Nefrit, böbreklerin normal fonksiyonunu sürdürmesini güçleştirebilen, akut ya da kronik seyredebilen bir rahatsızlıktır. Akut nefrit hastalığında, hastalar genellikle yorgunluk ve halsizliğe eşlik eden yüksek ateş, iştahsızlık ve bel bölgesinde hissedilen böbrek ağrısı şikayetleriyle kliniğe başvurabilir. Kronik nefrit hastalığında ise daha sistemik bulgular görülebilir. İdrarda kan, üre değerlerinde artış ve miksiyon (işeme) sırasında hissedilen ağrı kronik nefrit bulgularından sayılabilir.

Nefrit hastalığı genetik yatkınlıkla ilişkili olabileceği gibi, Hepatit B, Hepatit C, bazı streptokok enfeksiyonları veya HIV gibi enfeksiyonlara ya da bazı ilaçların kullanımına bağlı olarak da gelişebilir. Bireyin nefrit hastalığına yakalanma riskini artırabilecek faktörler arasında ailede nefrit öyküsü bulunması, hipertansiyon, obezite, diyabet ve kardiyak rahatsızlıklar sayılabilir. Nefrit tablosu, rutin kontroller sırasında fark edilebilir. Hastalığın seyrinde erken tanı ve hekim kontrolünde erken değerlendirme önem taşır.

Nefrit tanısı, idrar ve kan tahlilleri değerlendirilerek konulur. İdrar tahlilinde kan ve protein varlığı incelenir. Kan tahlilinde böbrek fonksiyonları hakkında bilgi veren kreatinin ve kan üre azotu (BUN) değerleri değerlendirilir. Ayrıca böbrekteki olası hasarı görüntülemek amacıyla ultrason ve bilgisayarlı tomografi gibi görüntüleme yöntemleri kullanılabilir. Tanının netleştirilmesi amacıyla hekim gerekli görürse böbrek biyopsisi yapılabilir; biyopsi ile nefritin tipi de belirlenebilir.

Nefrit tedavi yaklaşımı, nefritin tipine göre farklılık gösterebilir. Akut nefrit vakalarında bazen medikal tedaviye gerek duyulmaksızın iyileşme gözlenebilir. Kronik nefrit hastalarında ise böbrek fonksiyonlarındaki azalma tüm vücudu etkileyen sistemik sonuçlara yol açabilir. Vücutta biriken fazla su ve atık maddelerin uzaklaştırılması için medikal tedaviye ihtiyaç duyulabilir. Kronik nefrit hastalarında hekim kontrolünde ödem azaltıcı ve tansiyon düzenleyici ilaçlar kullanılabilir. Hastanın böbrek fonksiyonları ve tansiyonu düzenli muayenelerle takip edilir. Hastalara genel olarak düzenli fiziksel aktivite, sigaradan uzak durma ve kilo kontrolü konularında hekimleri tarafından öneriler verilebilir.

Nefrit hastalığının yol açtığı böbrek hasarının ilerlemiş ve geri dönüşsüz olduğu durumlarda, sağlam kalan doku yeterli fonksiyonu sürdüremiyorsa hekim tarafından diyaliz tedavisi gündeme getirilebilir. Diyaliz, böbrek fonksiyonunu belirli ölçüde üstlenerek kanın süzülmesine yardımcı olan bir tedavi yöntemidir.

Böbrek Taşı (Nephrolithiasis)

Böbrekler, vücutta bulunan atık maddelerin süzülerek vücuttan uzaklaştırılmasını sağlayan organlardır. Kanda bulunan çeşitli minerallerin çökerek kristalleşmesi sonucunda böbreklerde kalsiyum oksalat, ürik asit gibi nonmikrobik böbrek taşları ya da mikrobik sitrüvit taşları oluşabilir. Böbrek taşları, üreter (idrar kanalı) içerisinde aşağı doğru hareket ederek idrar ile birlikte dışarı atılabilir; üreterin dar bölgelerinde sıkışarak tıkanmaya da yol açabilir.

Böbrek taşı oluşumu için risk faktörleri arasında genetik yatkınlık, idrarın normalden konsantre olması ve idrarda magnezyum, glikoprotein, sitrat gibi kristalleşmeyi önleyici maddelerin azlığı sayılabilir. Ayrıca yetersiz sıvı alımı, liften fakir hayvansal proteinden zengin beslenme düzeni ve düşük fiziksel aktivite düzeyi de risk faktörleri arasında değerlendirilir.

Böbrek taşı olan hastalar, çoğunlukla bel ağrısı, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları ve idrarda kan gibi şikayetlerle kliniğe başvurabilir. Böbrek taşı tanısı için direkt grafi (X-ray), ultrasonografi (USG), intravenöz pyelografi (İVP) ve bilgisayarlı tomografi gibi görüntüleme yöntemleri kullanılabilir.

Böbrek taşı hastalığının tedavi yaklaşımı, taşın büyüklüğüne, yapısına ve konumuna göre hekim tarafından belirlenir. Böbrek kalikslerinde bulunan küçük taşlar için düzenli takip önerilebilir. Büyüyen ve üretere geçiş yapan taşlar için, hekim değerlendirmesine bağlı olarak tedavi gündeme gelebilir. Benzer şekilde pelvis renalis olarak adlandırılan bölgedeki taşlar için de tedavi seçenekleri değerlendirilebilir. Medikal tedavide, 5 mm'den küçük çaptaki taşlarda hekim tarafından antispazmodik ve analjezik ilaçlar önerilebilir; ayrıca bol sıvı tüketimi teşvik edilir. Bu şekilde taşların üreterden geçerek idrarla atılması amaçlanır. Sık kullanılan diğer bir yöntem ekstrakorporeal şok dalga litotripsi (ESWL)'dir; bu yöntemde vücut dışından uygulanan ses dalgaları yardımıyla böbrek içerisindeki taşların parçalanması sağlanır. Küçük parçalara ayrılan taşların üreterden geçişi kolaylaşabilir. Üreter kanalında kalan taşlar kendiliğinden atılamazsa üreteroskop adı verilen bir cihazla tedavi yoluna gidilebilir; bu yöntemle üretra ve mesane yoluyla üretere ulaşılarak taşlar kırılıp küçültülebilir. Böbrek taşlarının uzaklaştırılmasında kullanılan bir diğer yöntem de perkütan nefrolitotomi cerrahisidir; sırtta açılan küçük bir insizyon aracılığıyla uygulandığından kapalı böbrek taşı ameliyatı olarak da bilinir. Uygun yöntemin seçimi her zaman ilgili hekim tarafından, hastanın kliniğine göre yapılır.

İdrar Yolu Enfeksiyonu

Üriner sistemin farklı bölümlerinde gerçekleşebilen, böbrekleri, mesaneyi ve idrar yollarını kapsayan enfeksiyonlar genel olarak idrar yolu enfeksiyonu olarak adlandırılır. Örneğin böbrekten mesaneye idrar taşıyan kanal olan üreterin enfeksiyonu üretrit, mesanenin etkilendiği enfeksiyon tipi sistit, böbreğin en küçük fonksiyonel birimi olan nefronların etkilendiği enfeksiyon tipi ise piyelonefrit olarak adlandırılır. Bunlar arasında en sık görüleni sistittir.

İdrar yolu enfeksiyonlarının en sık nedeni dışarıdan vücuda giren bakterilerdir; en sık etken E. coli (koli basili) olarak bilinir. Ayrıca cinsel yolla bulaşan bazı patojenler de idrar yolu enfeksiyonuna yol açabilir. İdrar yolu enfeksiyonu olan hastalarda idrar sırasında yanma, ağrı, kötü kokulu idrar, sık idrara çıkma, az miktarda idrar yapma, idrarda kan, ateş, kusma, bulantı gibi belirtiler görülebilir. Tanı; enfeksiyona neden olan bakterinin tespiti için idrar kültürü, idrarda kan/bakteri/savunma hücrelerinin değerlendirildiği idrar tahlili, hekim tarafından idrar yolu ve mesane içinin incelendiği sistoskopi ile böbrek-mesane ultrasonografisi gibi tetkiklerle konulabilir. Sistoskopi, mesane ve idrar yolunun görüntülenmesini sağlayan özel bir yöntemdir; bu yöntemle mesane taşları, mesane tümörleri ve iltihabi durumlar detaylı incelenebilir. Kadınlarda idrar kanalının erkeklere göre daha kısa olması nedeniyle bakteriler mesaneye daha kolay ulaşabilir; bu nedenle idrar yolu enfeksiyonları kadınlarda daha sık görülür. Enfeksiyonun bakteriyel kaynaklı olması nedeniyle tedavide genellikle hekim tarafından antibiyotik reçete edilir; antibiyotiğin dozu ve süresi hastanın durumuna göre hekim tarafından belirlenir. Tedaviye destek olarak bol su tüketimi, tuvalet sonrası genital bölge temizliğinin önden arkaya doğru yapılması, idrar tutmaktan kaçınılması, hijyenik pedlerin sık aralıklarla değiştirilmesi, sıkı ve sentetik iç çamaşırlarından uzak durulması, alkol, çay, kahve gibi mesaneyi tahriş edebilecek içeceklerin sınırlandırılması konularında hastalar hekimleri tarafından bilgilendirilir. Antibiyotik tedavisine yanıt vermeyen tekrarlayan sistit vakalarında altta yatan nedenin araştırılması için ileri tetkikler gerekebilir.

Vimfay ile Nefroloji Koordinasyonu

Vimfay, bir sağlık kuruluşu olmayıp uluslararası hastaların Türkiye'deki nefroloji alanında hizmet veren sağlık kuruluşları ve hekimlerle buluşmasına aracılık eden bir sağlık turizmi koordinasyon kuruluşudur. Nefrit, böbrek taşı, idrar yolu enfeksiyonu ve diğer böbrek rahatsızlıklarına yönelik tanı ve tedavi süreçleri tamamen ilgili sağlık kuruluşundaki uzman hekimlerin sorumluluğunda yürütülür. Vimfay bu süreçte randevu planlama, iletişim, seyahat ve konaklama gibi koordinasyon hizmetleri sunar; herhangi bir teşhis, tedavi veya sonuç garantisi vermez. Sigorta kapsamı, SGK anlaşmaları veya güncel resmi bilgiler için ilgili kurumların (SGK, e-Devlet) resmi kaynaklarından teyit alınması önerilir. Sağlığınızla ilgili her türlü belirti ve şikayet için mutlaka bir hekime danışmanız önemlidir.

Süreç nasıl işler?

Şikâyetinizi iletirsiniz, tıbbi ekibimiz ön değerlendirme yapar, uygun uzman ve akredite merkezi belirleyip şeffaf bir tedavi planı ve teklif sunar.

Neler dahil?

Tıbbi koordinasyon, randevu ve merkez organizasyonu, seyahat & transfer, konaklama, tercüman ve tedavi sonrası uzaktan takip.

İlgili Sağlık Rehberi İçerikleri