Kardiyoloji

Kardiyoloji, kalp ve dolaşım sistemi ile ilgili hastalıkları inceleyen tıp dalıdır. Kalp, her birimin fonksiyon görebilmesi için ihtiyaç duyduğu temiz kanın vücuda pompalanmasını sağlar. Aynı zamanda vücutta kullanılan ve kirlenen kanın temizlenmek üzere akciğerlere gönderilmesi de yine kalbin görevidir. Kalp hastalığına sahip olan bireylerde sıklıkla göğüs ağrısı, çarpıntı, dispne (nefes darlığı), senkop (bayılma) ve gece idrara çıkma gibi bulgular görülür. Kalp hastalıklarının tanısında kullanılan güncel yöntemler elektrokardiyografi (EKG), ekokardiyografi (EKO), akciğer grafisi, efor testi, koroner anjiyografi ve kardiyak kateterizasyon olarak sıralanabilir. Kalp hastalıklarından en yaygın görülenler hipertansiyon, kalp yetmezliği ve doğumsal kalp anomalileridir.

Hipertansiyon

Hipertansiyon Vimfay

Tansiyon, damar duvarlarına uygulanan kan basıncı olarak tanımlanır. Hipertansiyon (yüksek tansiyon) ise, kalpten tüm vücuda kan taşıyan arter (atardamar) duvarlarına uygulanan kan basıncının normal sınırların üstünde olması durumudur. Kişinin kan basıncı değerine etki eden en önemli iki faktör arterlerin lümen genişliği ve kalbin pompaladığı kan miktarıdır. Kalbin pompaladığı kan miktarı arttıkça ve arterlerin lümen genişliği azaldıkça (arterler daraldıkça) kan basıncında artış görülür. Kalp kanı pompalamak için kasıldığında ölçülen kan basıncı değeri sistolik basınç olarak adlandırılırken, içerisine kan dolumunu sağlamak için gevşediğinde ölçülen kan basıncı değeri diastolik basınç olarak adlandırılır. Sağlıklı yetişkinler için normal sistolik kan basıncı değeri 120 mmHg (milimetre cıva), diastolik kan basıncı değeri ise 80 mmHg’dır. 120/80 mmHg üzerinde ölçülen değerler öncül hipertansiyon olarak belirlenir.

Hipertansiyona sahip bireyler, uzun süre boyunca semptomsuz halde hayatlarına devam edebillirler. Ancak semptomsuz hipertansiyon vakaları bile damar duvarlarında ve kalp kasında bozulmalara sebep olabilir. Hipertansiyon hiçbir nedene bağlı olmadan kendi kendine gelişmiş olabileceği gibi (birincil hipertansiyon), bireyin geçirdiği bir böbrek hastalığına, tiroid problemlerine, obstruktif uyku apnesine veya kullanılan ilaçlara bağlı olarak da gelişebili (ikincil hipertansiyon). Hipertansiyon için belirlenmiş risk faktörleri yaş, fazla kilolar, sedanter yaşam stili (hareketsizlik), tuzdan zengin diyet, sigara-alkol kullanımı ve yüksek stres olarak sıralanabilir. Hipertansiyona bağlı olarak ortaya çıkabilecek komplikasyonlardan bazıları ise aterosklerozis, metabolik sendrom, görme kaybı, böbrek hastalıkları, bilişsel bozukluklardır.

Hipertansiyon tanısı için, bireyin tansiyonu en az üç farklı zamanda ölçülerek değerlendirilir. Ayrıca bazı durumlarda evde tansiyon ölçümü ile takip de istenebilir. Ek olarak kan ve idrar tahlilleri ile ekokardiyogram değerlendirmesi de yapılarak tanı kesinleştirilir.

Hipertansiyon tedavisi için genellikle reçete edilen ilaçların düzenli kullanılması yeterlidir. İlk olarak tercih edilen ilaç grubu kalsiyum kanal blokörleridir. Kalsiyum kanal blokörlerinin kullanımıyla kontrol altına alınamayan hipertansiyon vakalarında beta blokörler tercih edilebilir. Reçete edilen ilaçların düzenli kullanılmasıyla kontrol altına alınamayan hipertansiyon vakaları için ek tanı yöntemleri uygulanır. Kullanılan üç farklı ilaca rağmen (ilaçlardan en az biri diüretik ilaç grubunda olmalıdır) kontrol altına alınamayan veya eş zamanlı kullanılan dört ilaçla kontrol edilebilen hipertansiyon vakaları dirençli hipertansiyon olarak isimlendirilir.

Hipertansiyonu olan bireylerin hayat boyu dikkat etmesi gereken bazı unsurlar vardır. Düzenli fiziksel aktivite alışkanlığı, kalp dostu diyetlerin uygulanması (az yağlı, balık ve kümes hayvanları içeren), sağlıklı bir kilo durumu, sigara kullanmama ve stresle başa çıkma yöntemlerinin geliştirilmesi bunlardan birkaçıdır.

Kalp Yetmezliği

Kalp Yetmezligi Vimfay

Kalp yetmezliği, kalbin vücudun ihtiyaç duyduğu kan miktarını karşılayamaması, vücuda kan pompalanması konusunda yetersiz kalması olarak tanımlanır. İlerleyici ve kronik bir hastalık olan kalp yetmezliği, farklı sebeplere bağlı olarak gelişebilmektedir. Bu sebepler geçirilmiş myokard infarktüsü (kalp krizi), kalp kapak hastalıkları, hipertansiyon gibi hastalıklardır.

Kalp yetmezliği olan hastalar, kliniklere en sık dispne (nefes darlığı), uzun süreli ödem ve halsizlik şikayetleriyle başvururlar. Hastaların dispne şikayeti sıklıkla hareket sırasında gelişir, bazı hastalarda başa çıkması oldukça zor bir durum olan ortopne de gelişebilir. Ortopne, sırt üstü yatıldığında nefes darlığı yaşanması olarak tanımlanır. Hastaların ödem şikayeti özellikle alt ekstremitelerinde ayak bileği çevresinde görülür.

Kalp yetmezliğinin tedavisinde öncelikli olarak medikal tedavi tercih edilir. Medikal tedavide anjiotensin reseptör blokörleri (ARB), anjiotensin dönüştürücü enzim inhibitörleri (ADEİ), diüretikler ve beta blokörler kullanılır. ARB grubu ilaçlar kan basıncını düşürerek etki gösteren ilaçlardır.ADEİ grubu ilaçlar kalp kasını güçlendirici etki gösterirler. Diüretik ilaçlar (idrar söktürücüler), ödem şikayeti olan hastalarda vücutta biriken sıvının böbreklerden süzülerek atılmasına etki ederler. Beta blokörler ise kalbin atım hızını yavaşlatıp vazodilatatör (damar çapı genişletici) etki gösterirler. Böylece kalp kasının daha iyi beslenmesini sağlarlar.

Kalp yetmezliği tedavisinde medikal tedavinin yetersiz olduğu durumlarda cerrahi tedavi gerçekleştirilebilir. Bu cerrahiler ve kullanılan yardımcı cihazlar, koroner arter bypass cerrahisi, kalp kapak değişimi, kalp kapak tamiri, ICD (implante edilebilir kardioverter defibrilatör), çift odacıklı kalp pili ve kalp nakli cerrahileridir.

Koroner arter bypass cerrahisi, kalbin kendisini besleyen arterlere (koroner arterler) uygulanan bir cerrahidir. Bu arterlerden daralma ya da tıkanma olan arter bypass edilerek kalbin başka bir arter tarafından beslenmesi sağlanır. Böylece kalp kasına giden besin ve oksijen miktarı optimal seviyede tutulur.

Kalp kapak cerrahileri, fonksiyon görmeyen kalp kapakçığının tamir edilmesi veya protez kapakçıklarla değiştirilmesi yoluyla gerçekleştirilir.

ICD’ler, kalpteki ritim bozukluklarına müdahale etmek amacıyla geliştirilmiş, şok tedavisi verebilen özel cihazlardır. Bu cihazlar genellikle lokal anestezi altında kişinin göğüs bölgesinde köprücük kemiğinin yaklaşık 2 cm altına yerleştirilir. Cihazın elektrotları ise koldan kalbe giden bir ven (toplardamar) içerisinden geçirilerek kalp odacıklarına ulaştırılır.

Çift odacıklı kalp pili, kalbin ileti sistemiyle ilgili problemi olan hastalarda tercih edilir. Sağ ve sol ventrikül içerisine yerleştirilen elektrotlar ile ventriküllerin uyumlu şekilde kasılması sağlanır.

Kalp nakli cerrahisi, herhangi bir medikal tedavi ya da yardımcı cihaz cerrahisiyle çözüm bulunamayan hastalarda tercih edilir.

Atrial Septal Defekt

Atrial Septal Defekt Vimfay

Atrial septal defekt, kalbin sağ ve sol atriumunu (kulakçık) birbirinden ayıran septum duvarında delik bulunması olarak tanımlanan doğumsal bir hastalıktır. Normal şartlar altında, iki atriumda bulunan kan birbirine karışmaz, ancak ASD olması durumunda sol atriumda bulunan temiz kanın bir kısmı sağ atriuma geçiş sağlayabilir. Sağ atriumda bulunan kan hacminin artmasıyla buradan akciğerlere pompalanan kan hacmi de artar. Zaman içerisinde sağ kalpteki artmış kan hacmi sağ atrium ve sağ ventrikülün büyümesine neden olur. Bu büyüme kalp yetmezliği ve pulmoner hipertansiyon gelişmesine yol açabilir. Atrial septal defektler primum, sekundum, sinus venosus ve koroner sinus defektleri olarak dört grupta incelenir.

Atrial septal defekti olan hastaların şikayetleri, deliğin büyüklüğüne ve lokalizasyonuna bağlı olarak değişiklik göstermektedir. ASD tanısı ekokardiyografi yardımıyla koyulur. Ekokardiyografide sağ ventrikül hacim yüklenmesinin artması ASD tanısı için önemli bir bulgudur. Ekokardiyografinin yetersiz olması durumunda transözefagal ekokardiyografi, manyetik rezonans görüntüleme ve bilgisayarlı tomografi yöntemleri de kullanılabilir. Değerlendirme yöntemleriyle delik veya deliklerin büyüklüğü, sayısı, lokalizasyonu, birbirlerine olan uzaklıkları tespit edildikten sonra deliklerin kapatılması için kullanılacak yönteme karar verilir.

Atrial septal defekt tiplerinden sekundum tipi defektin kateter kullanılarak ameliyatsız kapatılması mümkündür. Bu işlem sırasında kalbin durdurulması gerekmez ve göğüs açılmadığı için büyük yara izleri, kalıcı şekil bozuklukları gibi kozmetik problemler görülmez. Lokal anestezi altında kasık bölgesinden femoral ven yoluyla girilerek sağ atriuma ulaşılır ve ASD kapatılır. Deliğin çapı 26 mm’den büyük ve birden fazla delik olması durumunda delikler arası mesafe 5 mm’den küçükse tek bir cihaz kullanılarak kapatma işlemi yapılır. Eğer delik veya delikler tek cihazla kapatma şartlarına uymuyorsa kasık bölgesinde her iki damar kullanılarak kalbe ulaşılır.

ASD kapatma işlemi güvenilir bir tedavi yöntemidir ve olası komplikasyonları bulunmaktadır. Cihazın yanlış yere yerleştirilmesi, cihzın yerinden ayrılması, kardiyak tamponad gelişmesi, ritim bozuklukları, tromboemboli gelişmesi, migren ve transient iskemik atak bildirilen komplikasyonlar arasındadır.

ASD kapatma işlemi sonrasında hastalar düzenli olarak takip edilir. Hastalar genellikle işlem sonrası iki yıl boyunca altı ay arayla ekokardiyografi ile değerlendirilir. Ayrıca hastalar işlem sonrası altı ay boyunca aspirin kullanır.