Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Fizik tedavi ve rehabilitasyon (fizyoterapi ve rehabilitasyon), çeşitli kas iskelet sistemi, sinir sistemi, kardiyovasküler sistem (kalp-damar sistemi), pulmoner sistem (solunum sistemi) rahatsızlıklarından kaynaklı fonksiyonel bozuklukların tedavisini, bireylerin ağrılarının azaltılmasını, günlük yaşam aktivitelerine katılımlarının arttırılmasını, vücudun dengesinin yeniden sağlanmasını, bireyin toplumdaki yerini korumasını sağlayan uzmanlık alanıdır. Fizik tedavi ve rehabilitasyon alanı, ortopedik, nörolojik, pediatrik, romatolojik, kardiyopulmoner, obstetrik ve urojinekolojik ve romatolojik fizik tedavi ve rehabilitasyon gibi sistematik alt dallara ayrılmıştır. Ayrıca yaralanmaların sık görüldüğü anatomik vücut bölümlerini kapsayan el ve omurga rehabilitasyonu gibi alt dallar da bulunmaktadır. Hastalıkların tedavisinde ve önlenmesinde en sık kullanılan fizik tedavi ve rehabilitasyon yöntemleri, ısı-ışık-su ajanları, elektroterapi, manuel terapi, mekanoterapi, terapötik (tedavi edici) egzersizler, ev egzersizleri, günlük yaşam değişiklikleri, yardımcı cihazlar ve ortez-protez kullanımıdır

Ortopedik Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Ortopedik Fizik Vimfay

Ortopedik Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon, çeşitli kas-iskelet sistemi hastalıklarının tedavisinde, bu tedavilere yönelik uygulanması planlanan cerrahi girişimlerin öncesinde (pre-operatif), kaybedilen fonksiyonların yeniden kazanılması amacıyla cerrahi girişimlerin sonrasında (post-operatif) uygulanan fizik tedavi dalıdır.

Ortopedik Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon alanında sıklıkla ayak bileği burkulmaları, bursit, tendinit, bel ve boyun fıtığı, kireçlenme (osteoartrit), düz tabanlık (pes planus), halluks valgus, karpal tünel sendromu, kas yırtıkları, skolyoz, sinir sıkışmaları (tuzak nöropatiler), tenisçi dirseği (medial epikondilit), golfçü dirseği (lateral epikondilit), myofasyal ağrı sendromu (tetik nokta), topuk dikeni (kalkaneal epin) ve tortikollis gibi hastalıkların tedavilerine yönelik yaklaşımlar gerçekleştirilir. Bu hastalıklar, çoğu durumda bir eklemin aşırı kullanılmasına veya fonksiyonu dışında zorlanmasına bağlı olarak eklemlerin zorlanmasına, düzgün dizilimin bozulmasına, eklem çevresi oluşumların ve kasların yaralanmasına, bazı durumlarda ise eklem yakınında yer alan sinirlerin sıkışmasına ve ilerleyen süreçlerde iltihaplanmasına neden olmaktadır.

Hastalıkların iyileştirilmesine veya aktif dönemde görülen bulguların azaltılmasına yönelik yapılan fizik tedavi uygulamaları, elektroterapiyi, çeşitli kuru veya nemli ısı ajanlarının kullanımını, manuel terapiyi, masajı ve terapötik egzersiz yaklaşımlarını içermektedir. Elektroterapi ajanları, tercih edilen elektrik akımının tipine ve yoğunluğuna bağlı olarak hastanın ağrı şikayetinin azaltılması amacıyla (analjezik) veya güçsüzlük görülen kasların kuvvetinin geri kazanılması amacıyla kullanılabilmektedir. Elektroterapi, daha önce denenmiş ve etkinliği kanıtlanmış akımlar aracılığıyla vücuda uygulandığı için ağrısız, uygulaması kolay ve risksiz bir yöntemdir. Kuru veya nemli ısı ajanları, uygulandığı bölgede metabolik faaliyetlerin hızlanmasını, dolaşımın düzenlenmesini sağlamaktadır. Genellikle akut yaralanmalarda görülen ödemi kontrol altına almak için soğuk uygulama yapılırken, kronik durumlarda ağrıyı azaltmak ve kasları gevşetmek amacıyla sıcak uygulama yapılmaktadır. Manuel terapi ve masaj uygulamaları, fizik tedavi ve rehabilitasyon sürecinin önemli basamaklarından biridir ve yalnızca eğitimli sağlık personelleri tarafından uygulanabilmektedir. Yaralanmanın olduğu bölgenin kaybettiği hareket açıklığının yeniden sağlanması, spazma giren ya da sertleşen kasların gevşetilmesi, dolaşımın arttırılması amacıyla manuel terapi ve masaj uygulamaları yapılmaktadır. Terapötik egzersiz yaklaşımları, hastanın ihtiyacı olan hareket açıklığının kazanılması ve kas kuvvetinin arttırılması için etkili yöntemdir. Hastanın klinik ziyaretlerinde gerekli olan tüm egzersizler, yardımcı gereçler (kuvvet bantları, ağırlıklar, pilates topları vs.) kullanılarak uzmanlar gözetiminde gerçekleştirilir. Bunlara ek olarak hastanın evde kendi kendine uygulaması için de bir egzersiz reçetesi oluşturulur. Egzersiz reçetesi, rehabilitasyon süreci içerisinde hastanın kuvvet düzeyine göre düzenli olarak revize edilir. Tüm fizik tedavi ve rehabilitasyon sürecinde hastanın egzersizlere katılımı, egzersizleri doğru şekilde öğrenmesi ve evde uygulaması oldukça önemlidir.

Nörolojik Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Norolojik Fizik Vimfay

Nörolojik Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon, çeşitli sinir sistemi hastalıkları sonucunda görülen bozuklukların akut ve kronik dönemlerde farklı hedefleri içeren tedavileri amacıyla uygulanan fizik tedavi dalıdır.

Nörolojik Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon alanında sıklıkla inme (hemipleji), multiple sklerozis (MS), Parkinson hastalığı, omurilik yaralanmaları (felç), kas hastalıkları (nöromuskuler hastalıklar) gibi hastalıkların tedavilerine yönelik yaklaşımlar gerçekleştirilir.

İnme, Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımlamasına göre; damarsal nedenler dışında görünür bir neden olmaksızın bölgesel beyin fonksiyon kaybına ait bulguların hızla yerleşmesi ile seyreden klinik tablodur. Beyin damarlarında gerçekleşen problemlere bağlı olarak beyin dokusu içerisine kanama (hemoraj) veya beyin kan akımının kesintiye uğraması (iskemi) durumlarında inme gerçekleşir.

Multiple sklerozis (MS), myelin (sinir kılıfı) ve sinir hasarı ile karakterize merkezi sinir sisteminin kronik inflamatuar bir hastalığıdır. En sık görülen belirtileri görme siniri etkilenimi, duyu ve motor bozukluklar, beyin fonksiyon kayıpları ve mesane bağırsak problemleridir. Başlangıç döneminden ileri döneme kadar ihtiyaç duyulan fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları değişiklik göstermekte ve süreç boyunca revize edilmektedir.

Parkinson hastalığı, merkezi sinir sisteminin ilerleyici dejeneratif bir hastalığıdır. Bu hastalığa bağlı olarak kişilerde en sık görülen bulgular tremor (titreme), katılık (rijidite), hareketlerde yavaşlama (bradikinezi), donma (akinezi) ve fleksiyon postürüdür. Rehabilitasyon süreci boyunca kişinin var olan fonksiyonlarını en iyi şekilde koruması ve eklemlerindeki hareket açıklıkların uzun süreli muhafaza edilmesi amaçlanır.

Omurilik yaralanmaları, travmatik ya da travmatik olmayan birçok nedene bağlı gelişebilmektedir. Omurilik yaralanmasını takiben motor, duyu ve otonomik fonksiyonlar bozulur ve eşlik eden birçok sekonder problemin görülmesine yol açar. Omurilik yaralanması olan bireylerin, yaralanma sonrasında üretken ve mümkün olduğunca bağımsız bir yaşam sürebilmeleri için problem çözmeye yönelik özel rehabilitasyon programları planlanır.

Kas hastalıkları (nöromuskuler hastalıklar), kalıtımsal veya sonradan kazanılmış olarak omurilikte bulunan motor hücreleri, periferik sinirleri, nöromuskuler kavşağı veya kasın kendisini etkileyen hastalıklardır. Bu hastalık grubunun en belirgin bulguları, ilerleyici kas kuvveti kaybı, yorgunluk, ağrı, egzersiz kapasitesinde azalma, yer değiştirmede (transfer aktivitelerinde) zorluk ve kilo problemleridir. Fizik tedavi ve rehabilitasyon sürecinde fonksiyonel kapasitenin arttırılması, günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığın ve yaşam kalitesinin korunması amaçlanır.

Pediatrik Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Pediatrik Fizik Vimfay

Pediatrik Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon, çocuklarda doğumsal ya da sonradan kazanılmış nörolojik ve ortopedik problemlerde fonksiyonel bağımsızlığın yeniden kazanılması amacıyla uygulanan fizik tedavi dalıdır.

Pediatrik fizik tedavi ve rehabilitasyon alanında en sık karşılaşılan hastalıklar serebral palsi (cerebral palsy-CP), pediatrik nöromuskuler hastalıklar, obstetrik brakiyal pleksus paralizisi ve spina bifida’dır.

Serebral palsi, gelişmekte olan fetal ve yenidoğan beyninde meydana gelen bozukluklara bağlı olarak görülen, aktivite kısıtlılıklarına yol açan bir grup kalıcı hareket ve postur değişikliği olarak tanımlanır. Bu hastalığa sahip çocuklarda en sık görülen bulgular kontraktürler, torsiyonel deformiteler, kalça çıkığı, omurga deformiteleri (skolyoz, lordoz, kifoz vb.), spastisite, kas zayıflığı ve epileptik bozukluklardır.

Pediatrik nöromuskuler hastalıklar, çoğunlukla genetik geçişli, anatomik olarak farklı tutulumlara sahip, ilerleyici ve yaygın kas zayıflıklarıyla seyreden hastalıklardır. Bu hastalıklarda sıklıkla omurgada skolyoz gibi postural bozukluklar ve proksimal kas gruplarında (kalça ve omuz çevresi kaslar) tutulum görülür. Fizyoterapi ve rehabilitasyonda genel hedefler, kas kısalıklarının önlenmesi, yürüyüşün korunması, solunum fonksiyonlarının korunması, skolyozun önlenmesi, eğer skolyoz gelişmiş ise ilerlemesinin önüne geçilmesi olarak sıralanabilir.

Obstetrik brakiyal pleksus paralizisi, doğum sırasında bebeğin üst ekstremitesine giden sinirlerin herhangi bir seviyede yaralanmasına bağlı olarak gelişen klinik tablodur. Bu tabloda sıklıkla üst ekstremitenin farklı bölgelerinde değişen derecelerde felçler görülür. Fizyoterapi ve rehabilitasyon programı, aile eğitiminden başlayıp, duyusal düzenleme, kas dokusunu ve eklemleri koruma amacıyla ortezleme, germe ve kuvvetlendirme egzersizleri ile spastisiteye yönelik çeşitli ajanların kullanımına kadar değişen geniş bir yelpaze oluşturmaktadır.

Spina bifida, omurganın kemik ve nöral elementlerinin gelişimsel anormalliklerine bağlı olarak meydana gelen doğumsal nöral tüp defektleri tiplerinden biridir. Nöral tüp defektlerinde sıklıkla hidrosefali, parapleji (iki alt ekstremitede felç) ve inkontinans görülmektedir. Hastalığın rehabilitasyon sürecinde motor kayıp düzeyine göre uygulanan tedavi prodeürleri değişiklik göstermektedir. Yürüyebilen hastalarda var olan alt ekstremite kas kuvvetinin korunması ve geliştirilmesi hedeflenirken, tekerlekli sandalye kullanan hastalarda üst ekstremitenin kuvvetlendirilmesi, hastanın kendi transferini ve günlük yaşam aktivitelerini bağımsız gerçekleştirebileceği fonksiyonel kapasiteye ulaşması hedeflenmektedir.

Çocuklarda hastalığa uygun fizyoterapi ve rehabilitasyon yöntemlerine, çocuğun kronolojik yaşı, nörogelişimsel durumu, fizyoterapiye başlangıç yaşı, fiziksel engel ve kognitif bozukluk durumu, işitme ve görme bozuklukları ile genel sağlık durumu göz önünde bulundurularak karar verilir.

Romatolojik Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Romatolojik Fizik Vimfay

Romatolojik Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon, muskuloskeletal sistemde meydana gelen inflamatuar süreçlere bağlı oluşan hastalıklarda inflamasyonu kontrol altına almak, ağrıyı azaltmak ve fonksiyonelliği arttırmak amacıyla uygulanan fizik tedavi dalıdır.

Romatolojik Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon alanında en sık karşılaşılan hastalıklar romatoid artrit ve ankilozan spondilittir. Bu hastalıklar genellikle sebebi bilinmeyen, sinovyal eklemleri etkileyen, ilerleyici, sistemik ve kronik hastalıklar olarak tanımlanır.

Romatoid artrit, temel olarak eklem hastalığı olarak bilinmesine rağmen eklem dışı sistemik bulgularla da seyreden bir hastalıktır. En sık 20-50 yaşlar arasında görülür ve hastalığın görülme sıklığı yaşla birlikte artış gösterir. Yapılan son araştırmalar, romatoid artrit gelişiminde genetik bir temelin varlığını işaret etmektedir. Karakteristik başlangıç şekli sinsi ağrı, eklemlerde uzun süreli sabah tutukluğu ve küçük eklemlerde (el eklemlerinde) görülen simetrik şişliklerdir. Çoğunlukla ilk sistemik bulgular yorgunluk, halsizlik, kilo kaybı ve yüksek ateştir. Eklem tutulumları ileri dönemde el parmaklarında düğme iliği ve kuğu boynu deformitelerine yol açmaktadır. Ayrıca hastalığa ileri dönemlerde dirsek ekleminde kısıtlılık, omuz ekleminde çıkıklar, diz ekleminde effüzyon, kalça ekleminde hareketle ağrı ve omurgada boyun bölgesinde hareket kaybı eşlik edebilir. Romatoid artrit hastalarına uygulanacak fizik tedavi ve rehabilitasyon programında kısa dönem hedefler hastanın ağrısının azaltılması, yeni deformitelerin önlenmesi ve hastaya egzersiz yapma alışkanlığının kazandırılmasıdır. Uzun dönem hedefler ise hastanın esnekliğinin arttırılması, atrofik (zayıflamış) kasların kuvvetlendirilmesi ve hastanın aktivitelere katılımının sağlanmasıdır. Hastalara gerekli değerlendirmeler yapıldıktan sonra gece kullanımı için ortezler ve splintler önerilir.

Ankilozan spondilit, sıklıkla omurları ve sakroiliak eklemi tutan, eklem dışı bulgular da gösteren kronik ilerleyici inflamatuar bir hastalıktır. Hastalar sıklıkla en az üç aydır süren, egzersiz ile düzelen ancak istirahat ile düzelmeyen bel ağrısı şikayeti ile kliniğe başvurur. Ayrıca bel omurlarının hareket kısıtlılığı da bulunur. Hastalık en sık 15-30 yaşlar arasında başlar. Ağrılar sabaha karşı artar, sıcak uygulama ve egzersiz ile azalır. Ankilozan spondilit’e özgü karakteristik bulgulardan biri de entezitis’dir. Entezitis, bağların ve tendonların kemiğe yapışma yerinde görülen iltihabi durumdur. Hastalarda göğüs kafesi eklemlerinde gelişen entezitise bağlı olarak solunum yetmezliği de görülür. Uygulanacak fizyoterapi ve rehabilitasyon programı omurga hareketliliğini arttırmayı, ağrıyı azaltmayı, genel kas kuvvetini arttırmayı ve eklem çevresi yapılarda gelişebilecek komplikasyonları (sinir sıkışması vb. gibi) önlemeyi hedefler. Bu amaçla, elektroterapi uygulamaları, hidroterapi, egzersiz ve masaj uygulamaları kullanılır.

Kardiyopulmoner Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Kardiyopulmoner Fizik Vimfay

Pulmoner Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon, uygulanan medikal tedaviye rağmen semptomları devam eden kronik solunum hastalığı olan bireylerde, Kardiyak Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon ise kronik kardiyovasküler hastalığı olan bireylerde uygulanan fizik tedavi dallarıdır. Bu alanlarda uygulanan yaklaşımların amacı kardiyopulmoner hastalığı olanların fiziksel, psikolojik ve sosyal durumlarının en iyi hale getirilmesi ve hastalığın ilerlemesinin yavaşlatılmasıdır.

Kardiyak rehabilitasyonun endikasyonları, akut myokard enfarktüs (kalp krizi), stabil anjina pektoris (göğüs ağrısı), koroner arter bypass greft cerrahisi, kalp kapağı tamiri veya replasmanı, perkutanöz transluminal koroner anjioplasti, kalp transplantasyonu ve kalp-akciğer transplantasyonu olarak sıralanabilir. Kardiyak rehabilitasyon, hastanın operasyon sonrası hastanede geçirdiği dönemden başlayarak, taburculuk sonrası 3-6 ayı da içine almaktadır. Rehabilitasyon programı çoğunlukla egzersiz eğitimini, düzenli fiziksel aktivite alışkanlığının kazandırılmasını ve sigaranın bırakılmasını içermektedir. Ayrıca kardiyak rehabilitasyona ihtiyaç duyan hastalar arasında diyabet ve hipertansiyonun da oldukça yaygın olmasından dolayı rehabilitasyon programı bu hastalıkları da kapsayacak şekilde planlanır.

Pulmoner rehabilitasyon, kronik obstruktif akciğer hastalığı (KOAH) ve gibi pulmoner aktivite limitasyonu yaşayan çoğu hastada uygulanır. KOAH, ilerleyici hava akımı kısıtlanması ile karakterize, tam olarak geri dönüşü olmayan bir akciğer hastalığıdır. Sıklıkla sigara dumanına veya farklı zararlı gazlara maruziyete karşı oluşan inflamatuar süreç sonucu gelişir. Rehabilitasyon programının amaçları, hastanın egzersiz performansını en üst seviyeye çıkarmak, günlük aktivitelere katılımı arttırmak ve hastalığın sistemik etkilerini azaltmaktır. Pulmoner rehabilitasyon, ayaktan uygulanabildiği gibi, transplantasyon cerrahisi öncesi ve sonrasında, restriktif akciğer hastalıklarında ve pulmoner hipertansiyon gibi hastalıklarda yatarak da uygulanabilir.

Kardiyopulmoner rehabilitasyon programları, genellikle hasta eğitimi, yaşam tarzı değişiklikleri ve solunum enfeksiyonlarının kontrolü ile başlar. Ardından gevşeme teknikleri, solunum kontrol yöntemleri, aktif solunum teknikleri döngüsü, bronşiyal drenaj teknikleri, bronşiyal temizliğin sağlanması için öksürme eğitimi, solunum kas eğitimi, postural drenaj, göğüs kafesi hareketliliğini arttırmak için germe egzersizleri programa eklenerek süreç yönetilir.

Kardiyopulmoner rehabilitasyon, yukarıda bahsedilen hastalıkların yanında yoğun bakım ünitesinde yatan hastalara da uygulanan bir programdır. Yoğun bakımda yatan hastaların var olan hastalıklarına sıklıkla akciğerlerde volüm azalması, solunum kas zayıflığı, sekresyonların (balgamın) temizlenmesi, akut solunum yetmezliği, mobilitede azalma ve fiziksel fonksiyonlarda yetersizlik vb. klinik problemler eşlik etmektedir.

Obstetrik-Ürojinekolojik Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Obstetrik Fizik Vimfay

Obstetrik-Ürojinekolojik Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon, sıklıkla üriner inkontinans (idrar tutamama) ve fekal inkontinans (gayta tutamama) durumlarında uygulanan tedavi yöntemlerini içeren fizik tedavi dalıdır.

Üriner ve fekal inkontinans, bireyin hem sosyal ortamlardan izole olmasına hem de yaşam kalitesinin olumsuz yönde etkilenmesine sebep olan ciddi birer sağlık sorunudur. Üriner inkontinansın alt tipleri bulunmaktadır:

Üriner stres inkontinans: Pelvik taban kaslarındaki zayıflığa bağlı olarak öksürme, hapşırma ve ağır kaldırma gibi aktiviteler sırasında görülen idrar kaçırmadır.

Sıkışma tip inkontinans: İdrarın kuvvetli bir boşaltma isteğiyle dışarı atılması şeklinde gerçekleşen idrar kaçırmadır. Aşırı aktif mesane olarak da adlandırılır.

Taşma tip inkontinans: Mesanenin aşırı gerilmesine bağlı olarak gelişen idrar kaçırmadır.

Nokturnal inkontinans: Uyku sırasında idar kaçırma durumudur.

İnkontinans için uygulanacak fizyoterapi ve rehabilitasyon programından önce hastaların değerlendirilmesi oldukça önemlidir. İnkontinansta değerlendirme aşaması hikaye alınması, fiziksel muayene ve nörolojik muayeneyi kapsar. Üriner inkontinans hastalarına özel olarak frekans/hacim çizelgesi, ped testi, pelvik taban kas kuvveti değerlendirmesi, görsel analog skalası ve yaşam kalitesi anketleri uygulanır. Fekal inkontinans hastalarına özel olarak bağırsak alışkanlığı günlüğü, yiyecek günlüğü, rekto-anal muayene ve yaşam kalitesi anketleri uygulanır.

Uriner inkontinans durumunda uygulanan fizyoterapi ve rehabilitasyon programı, pelvik taban kaslarının ve mesanenin yeniden eğitimini amaçlayan birçok yöntemi içerir. Mesane eğitimi, özellikle idrar kaçırmamak için her fırsatta tuvalete giden hastalara verilir. Eğitim ile tuvalete çıkma zamanı 2 saatten 4 saate kadar geciktirilmeye çalışılır. Pelvik taban kas eğitimi, farklı pozisyonlarda yapılan pelvik taban egzersizleri ile sağlanır. Öncelikle sandalyede otururken, kollar dizler üzerinde destekli, bacaklar hafifçe yana açık pozisyonda başlanır. Oturma pozisyonunda egzersizin başarılmasının ardından ayakta durma pozisyonunda ve sonrasında daha dinamik durumlarda pelvik taban egzersizleri yapılır. Bu egzersizler ile pelvik taban kaslarının hem kuvveti hem de dayanıklılığı (kasılı kalma süreleri) arttırılarak idrar kaçırma engellenebilmektedir.

Fekal inkontinans durumunda uygulanan fizyoterapi ve rehabilitasyon programı, davranış tedavisini, anal sfinkter egzersizlerini, anal manometre uygulamasını ve elektrik stimulasyonunu içerir. Uygulamaların temel amacı pelvik taban kaslarının ve anal sfinkterin kasılma kuvvetini arttırarak istemsiz gayta çıkışını engellemektir.

El Rehabilitasyonu

El Rehabilitasyonu Vimfay

El Rehabilitasyonu, el ve el bileği bölgesinde sık görülen yaralanmaların tedavisini içeren fizik tedavi ve rehabilitasyon dalıdır. Bu alanda en sık görülen yaralanmalar, fleksör tendon yaralanmaları, karpal tünel sendromu ve el kırıklarıdır.

Fleksör tendon yaralanmaları, sıklıkla genç ve çalışan popülasyonu etkileyen, önemli derecede kısıtlılığa neden olan yaralanmalardır. Tendon yaralanmalarında rehabilitasyon genellikle cerrahi sonrasında başlamaktadır. Rehabilitasyon prosedürü, yaralanma seviyesine ve yaralanma tipine göre değişmektedir. Cam ve bıçak kesileri sonrası iyileşme, parçalanma yaralanmalarına göre daha iyi prognozludur. Rehabilitasyonun erken dönemlerinde (0-4 hafta) tendonu koruyu yaklaşımlar sergilenir. Orta dönemde (4-8 hafta) koruyucu yaklaşımın yerini giderek artan seviyede tendona uygulanan gerim almaktadır. Geç dönem rehabilitasyonda (8 hafta ve sonrası) tendona uygulanan gerim arttırılır ve dirençli egzersizlere başlanır. Tendon yaralanmaları rehabilitasyonunda sıklıkla bloklama egzersizleri, tendon kaydırma egzersizleri, yerleştir ve tut egzersizleri ile dirençli egzersizler kullanılmaktadır.

Karpal tünel sendromu, el bileğinde seyreden median sinirin tendonlar arasında sıkışmasına bağlı olarak görülen bulgular olarak tanımlanır. Hastalığın sebepleri arasında elin gün içerisinde aşırı kullanılması, elin kapasitesinin üzerinde yüke maruz kalması (ağır eşya taşıma gibi), el bileği ve eli içeren tekrarlayan hareketler (temizlik yapma, bulaşık yıkama gibi) ve tüm bu fonksiyonlar arasında istirahat araları verilmemesi sayılabilir. Karpal tünel sendromu olan hastalar genellikle avuç içlerinin iç kısmı ile başparmak, işaret parmağı ve orta parmağa yayılan ağrı, uyuşma, karıncalanma vb. şikayetlere sahiptir. Ayrıca hastaların el kuvvetinde azalma, ellerinde uzun süreli eşya tutamama, şişe kapağı açamama, musluk açamama, anahtar çevirememe gibi şikayetleri de vardır. Hafif ve orta düzey hastalarda istirahat ve gece ortezi kullanımıyla gün içerisinde elin kullanımı azaltılmaktadır. İleri düzey hastalarda cerrahi tedavi ve sonrasında fizik tedavi programı uygulaması gerekmektedir. Rehabilitasyonun hedefleri, hassasiyetin ve ağrının azaltılması, deformitenin ve kalıcı hasarın engellenmesi, eğitim ile tekrar yaralanmaların engellenmesi, normal eklem hareket açıklıklarının sağlanması ve cerrahi sonrası hareketsiz skar doku oluşumunun önlenmesidir. Uygulanan fizik tedavi ve rehabilitasyon programı, etkilenen kasların kuvvetlendirilmesini, ağrıyı azaltmaya yönelik elektroterapi ve analjezik ajanların kullanımını, elin uygun şekilde pozisyonlanmasını (ortez kullanımı) içermektedir.

Omurga Rehabilitasyonu

Omurga Rehabilitasyonu Vimfay Scaled

Omurga problemleri yapısal, psikososyal, biyomekanik ve nörofizyolojik faktörlerle ilişkili olabilmektedir. Çoğu hasta, psikososyal faktörler başlığı altında ele alınabilecek olan ve omurga problemine sebep olan davranışın ortaya çıkmasını engelleyen minimal fonksiyonel ve yaşam şekli değişiklikleriyle iyileşebilmektedir. Yapısal faktörler çoğu omurga ağrısının altında yatan sebep olmasa da bu her ağrının fonksiyonel ya da psikojenik olduğu anlamına gelmez.

Lokomotor sistemin yetersiz işlevi, özellikle zayıf motor kontrolü omurga problemleri ile yakından ilişkilidir. Omurga problemi olan hastaların rehabilitasyonu, omurganın nasıl yaralandığını, ağrı ya da yaralanmaya omurganın nasıl tepki verdiğini ve nasıl stabilize edilebileceğini anlamak üzerine kuruludur. Omurga ve tüm vücut stabilitesi iki farklı, ancak ilişkili olgudur. Tüm vücut stabilitesi; vücudun, geçici olarak dengesini bozan dış kuvvetlere maruz kaldıktan sonra dengeyi koruma yeteneğidir. Omurga ise ters çevrilmiş bir sarkaca benzer ve dolayısıyla oldukça dengesiz bir sisteme sahiptir. Omurga stabilizasyonunun korunmasında en önemli rol omurga çevresi kaslara ve “core” kaslar adı verilen ve gövdeyi bir korse gibi saran kas grubuna düşmektedir. Bu kasların zamanla zayıflaması ile ya da kaslar arasında dengesizliğe bağlı meydana gelen postural bozukluklar çoğu omurga probleminin de kaynağını oluşturmaktadır. Omurgalarda kireçlenme, fıtıklar, kifoz, bel-boyun ağrıları gibi sık karşılaşılan problemlerinin kaynağında çoğu zaman omurga stabilizasyonunun sağlanamaması yatmaktadır. Hastalar bu problemlerden dolayı hareket ile ağrı, gece ağrıları, sabah tutuklukları, hareket açıklığında azalma, yangı, hareket sırasında eklem içi sesler gibi belirtilerle karşılaşabilir.

Omurga problemleri yaşlılıkta sıklıkla kas zayıflıkları kaynaklı olmakla birlikte genç yaşta bu tip problemler yaşayan hastaların sorunlarının altında hızlı boy uzaması, kas dengesizliği gibi sebepler olabilir. Bu nedenle hastanın özellikleri gözetilerek, iyi bir klinik değerlendirme yapılmalı ve doğru tedavi için sorunun kaynağı tespit edilmelidir.

Omurganın hem doğru dizilimini sağlamak hem stabilizasyonunu sağlamak hem de fıtık, kireçlenme benzeri oluşan bozuklukları iyileştirmek için kişiye özel fizik tedavi ve rehabilitasyon programı hazırlanmalıdır. Omurga rehabilitasyonu sıcak-soğuk, elektroterapi gibi fizik tedavi uygulamalarını, kasları kuvvetlendirmek ve dengelemek için birtakım egzersizleri ve hem hastanın ağrısını azaltmak hem de kas-eklem problemlerini çözmek için manuel terapi uygulamalarını içermektedir.