Radyoloji

Radyoloji, çeşitli hastalıkların tanı ve tedavisinde X ışınları, radyo dalgaları ve ses dalgalarını kullanan, görüntüleme yöntemleriyle birlikte invaziv prosedürleri gerçekleştiren tıp alanıdır. Radyoloji, diagnostik (tanısal) radyoloji ve radyoterapi olmak üzere iki alandan oluşmaktadır. Diagnostik radyoloji alanı, hastalıkların bulgularını değerlendirmeyi, tedavi yöntemini belirlemeyi ve uygulanan tedavinin etkinliğini incelemeyi amaçlayan radyoloji alanıdır. Radyoterapi ise genellikle cerrahi operasyonlarda rehberlik sağlamak amacıyla kullanılır. Damarlar için uygulanan anjiyografi yöntemleri ve organlardan alınan iğne biyopsisi yöntemleri radyoterapi başlığı altında incelenir.

Anjiyografi

Anjiyografi Vimfay

Anjiyografi, arterler (atardamarlar), venler (toplardamarlar) ve kalp kapakçıklarını incelemek amacıyla gerçekleştirilen tanı yöntemidir. Myokard infarktüs (kalp krizi) geçiren, kalp kapak hastalığı olan, efor testi sonuçları şüpheli görülen, şiddetli göğüs ağrısı şikayetiolan veya kardiyak cerrahi geçirmiş hastalarda kalp kası fonksiyonlarını, koroner (kalbi besleyen, kalbe ait) arterlerin ve kalbe giden damarların tıkanıklık durumunu değerlendirmek amacıyla anjiyografi yöntemi uygulanır.

Anjiyografi işlemi genellikle sağ kasıkta bulunan arteria femoralis isimli arterden girilerek yapılır. İşleme başlamadan önce kasık bölgesi lokal olarak uyuşturulur ve işlemin ağrısız gerçekleşmesi sağlanır. Femoral arterden ilerletilen ince kateter sırasıyla eksternalilyak arter, ortak ilyak arter ve abdominal aort damarlarından geçirilerek kalbe ulaşılır. Kalbin pompa fonksiyonunu değerlendirmek amacıyla sol ventriküle (karıncık) giriş sağlanır. Anjiyografi işlemi sırasında tıkanıklık tespit edilen damarlar için stend takma yöntemi kullanılarak damarın açılması sağlanır. Anjiyografi işlemi sırasında tıkalı damarların açılması için kullanılan diğer yöntem de balon anjiyoplastidir. Balon anjiyoplasti yönteminde darlık oluşan damar içerisine kateter aracılığıyla bir balon yerleştirilir. Balon bu bölgede şişirilerek damarı tıkayan plak parçalanır. İşlem bittikten sonra girişim yerine kısa bir süre kompresyon ve bandaj uygulaması yapılır. Hastanın işlem sonrasında 4-6 saat istirahat etmesi sağlanır. Planlı yapılan anjiyografilerden önce kan tahlili yapılarak trombosit değerleri ile böbrek fonksiyonları değerlendirilir. Ayrıca hastanın işlem öncesinde yaklaşık 10 saatlik açlık durumunda olması sağlanır.

Anjiyografi yapılacak hastalarda femoral arterin tıkalı olmasından veya herhangi başka bir problemden dolayı femoral arter kullanılamadığında koldan girilerek brakiyal arter veya el bileğinden girilerek radiyal arter kullanılır.

Anjiyografi işlemi invaziv bir yöntem olması sebebiyle bazı komplikasyonlar için risk oluşturmaktadır. Koroner arter hasarı, hematom, anevrizma, düşük nabız, hipotansiyon, ritim bozuklukları ve inme anjiyografi işleminin komplikasyonları arasındadır.  Anjiyografi ve anjiyoplasti işlemleri ağrısızdır ve genel anestezi altında uygulanır.

Anjiyografi işlemi sonrasında hastalara bol su içmeleri, sigara ve alkol kullanımından kaçınmaları önerilir. Ayrıca insizyon alanında kanama görülmemesi için hastaların sıcak suya girmemeleri, ağır kaldırmamaları ve ıkınmamaları tavsiye edilir. Anjiyoplasti işleminden sonra pıhtı oluşma riskini ortadan kaldırmak için kan sulandırıcı kullanılır.

Bilgisayarlı Tomografi

Bilgisayarli Tomografi Vimfay

Bilgisayarlı tomografi, röntgen ışınları aracılığıyla vücudun farklı kesitlerinin incelenmesini sağlayan görüntüleme yöntemidir. Bilgisayarlı tomografi çekilirken hasta cihaz içerisindeki bir yatakta uzanır ve hareketli röntgen kaynağı hastanın etrafında dönerek her açıdan vücudun taranmasını sağlar. Cihaz tarafından farklı açılardan alınan görüntüler birleştirilerek üç boyutlu bir görüntü elde edilir. Bilgisayarlı tomografi görüntüleme yöntemi uygulanacak bireylerde dikkat edilmesi gereken bazı durumlar vardır. Obezitesi olan hastalar, kalp pili kullanan hastalar veya kapalı alan fobisi olan hastalar için bilgisayarlı tomografi tetkiki bazen kontraendike olabilir.

Bilgisayarlı tomografi görüntülerinde kemik doku, yumuşak doku ve damarlar incelenebilir. Kemik ve eklemlerde görülen problemler (kırıklar, kemik tümörleri, çıkıklar vb.), akciğer ve karaciğerde görülen bozukluklar, iç organlarda görülen hasarlanmalar, böbrek taşları, bağırsak hastalıkları (ülseratif kolit, inflamatuar bağırsak hastalığı vb.) ve kanser hastalığında bilgisayarlı tomografi aracılığıyla tanı ve izlem gerçekleştirilir.

Bilgisayarlı tomografi işlemi ağrısız bir yöntemdir. İşlem sırasında hastanın hareket etmemesi ve bazı durumlarda nefesini tutması gerekir. Bilgisayarlı tomografi sırasında hastalar bir miktar radyasyona maruz kalır. Ancak maruz kalınan radyasyon miktarı hasta sağlığına zarar verecek dozlarda değildir. Kısa sürede gerçekleştirilebilen bir görüntüleme yöntemi olması sebebiyle maruz kalınan radyasyon miktarı minimum olmaktadır. Bazı vücut bölümlerinin görüntülenmesinde ilaçlı bilgisayarlı tomografi yönteminin kullanılması gerekir. İlaçlı bilgisayarlı tomografi yönteminde hastaya genellikle baryumlu kontrast madde enjekte edilir. İşlem sonrasında hastaya ilacı idrar yoluyla atması için bol sıvı tüketmesi önerilir. Ayrıca enjekte edilen kontrast madde bazı hastalarda alerjik reaksiyonlara neden olabileceği için hastalar işlem sonrasında bir süre izlenir. Hastalarda kontrast madde alerjisinden dolayı kızarıklık, kaşıntı ve mide bulantısı gibi yan etkiler görülebilir.

Bilgisayarlı tomografi sırasında maruz kalınan radyasyon, hamileler için risk oluşturabilir. Eğer görüntüleme işlemi karın ve pelvisi içeriyorsa bilgisayarlı tomografi dışında radyasyon yayma özelliği olmayan manyetik rezonans veya ultrason gibi bir görüntüleme yöntemi tercih edilir.

Bilgisayarlı tomografi işlemi sonrasında elde edilen görüntüler bilgisayar ortamına aktarılır. Radyoloji uzmanları görüntüleri üç boyutlu olarak veya teker teker kesitler halinde inceleyebilir. Görüntülerde şüpheli görünen bulgular (tümör, kırık vb.) olduğunda daha ileri tetkikler ve tahliller istenebilir.

Mamografi

Mamografi Vimfay

Mamografi, kadınlarda meme dokusunun incelenmesi amacıyla kullanılan radyolojik görüntüleme yöntemidir. Mamografi işleminde, meme dokusu iki tabaka arasında sıkıştırılır ve X ışını verilerek röntgen filmi çekilir. Mamografi yöntemi, meme kanseri tanısında altın standart olarak kabul edilir. Klinik muayenede gözden kaçırılabilecek kadar küçük lezyonlar mamografi ile görüntülenebilir.

Günümüzde mamografi işlemi diagnostik (tanısal) veya tarama olmak üzere iki farklı amaçla yapılmaktadır. Diagnostik mamografi klinik muayenede şüpheli bulguları (meme dokusu içinde hissedilen sertlik, meme ucunda değişiklik, kızarıklık, portakal kabuğu görüntüsü vb.) bulunan meme dokusunu incelemek amacıyla yapılır. Mamografi, meme dokusu içinde hareketsiz ve ağrısız kitle hisseden, meme ucundan akıntı gelen, meme derisinde hassasiyet, kabuklanma, kuruma gibi şikayetleri olan, koltuk altında dikkat çeken şişlik bulunan tüm kadınlarda uygulanmalıdır. Tarama mamografisi ise herhangi bir bulgu veya şüphe olmaksızın 40 yaş üstü tüm kadınlarda her yıl kontrol ve erken tanılama amacıyla yapılmalıdır. Mamografi aracılığıyla meme kanseri tanısı koyulabilir. Meme kanserinin erken tanısında tarama mamografilerinin önemi oldukça büyüktür. Ancak mamografi yöntemiyle tüm meme kanseri vakalarının yakalanması mümkün olmamaktadır. Meme kanserinin türüne bağlı olarak tanı aracı değişiklik gösterir. Mamografi yöntemiyle tanı koyulamayan vakalarda tomosentez mamografi ve sonografi yöntemleri kullanılarak tanılama yapılabilir.

Mamografi işlemi sırasında hasta ayakta durur ve bir süreliğine nefesini tutar. Sırayla her iki meme de işleme alınır. Çekim sırasında meme dokusu iki tabaka arasında sıkıştırıldığı için hastalar rahatsızlık hissedebilir. Hissedilen rahatsızlık hissini azaltmak için memenin daha az hassas olduğu regl dönemi sonrası ilk günlerde çekim yapılması önerilir. Ayrıca görüntü kalitesinin etkilenmemesi için hastanın koltuk altına deodorant veya losyon gibi bir madde sürmemesi gerekir.

Kontrastlı mamografi (spektral mamografi) yöntemi, meme kanserlerinde artan damarlanmanın görüntülenmesine olanak sağlayan radyolojik yöntemdir. Görüntüleme yapılmadan önce hastaya damar yoluyla iyotlu kontrast madde verilir.

Mamografi işlemi sırasında kadınlar bir miktar radyasyona maruz kalırlar. Ancak kısa süreli (yaklaşık 15 dk) bir işlem olması sebebiyle maruz kalınan radyasyon, tetkikin getirdiği faydaların yanında önemsiz olarak görülmektedir. 40 yaşın üzerindeki tüm kadınlarda her yıl düzenli olarak mamografi çekilmesi önerilmektedir.