Beyin Tümörleri: Çeşitleri, Belirtileri, Tanı ve Tedavi Yöntemleri
Beyin ve Sinir Cerrahisi

Beyin Tümörleri: Çeşitleri, Belirtileri, Tanı ve Tedavi Yöntemleri

22.09.2022Güncelleme: 12.08.20269 dk okuma

Beyin tümörlerinin metastatik, kafa kaidesi ve ventrikül içi gibi farklı türleri ile belirtileri, tanı yöntemleri ve cerrahi/tedavi seçenekleri detaylı olarak ele alınmaktadır.

Beyin Tümörleri, Çeşitleri, Belirtileri, Tanı ve Tedavi Yöntemleri

Beyin Tümörleri, Çeşitleri, Belirtileri, Tanı ve Tedavi Yöntemleri ile ilgili hazırladığımız bu içeriğimizde, Yüzeyel Metastatik Beyin Tümörleri, Derin Metastatik Beyin Tümörleri, Kafa Kaidesi Tümörleri, Posterior Fossa Tümörleri Cerrahisi, Köşe Tümörleri Cerrahisi, Kafatası Kemiği / Saçlı Derinin Basit Tümöral Kitleleri, 3. Ventrikül İçi Tümörleri, 4. Ventrikül İçi Tümörleri, Konveksite Tümörleri Cerrahisi, Servikal intramedüller tümör eksizyonu konularına yer verilmiştir.

Yüzeyel Metastatik Beyin Tümörleri

Metastatik beyin tümörleri , tümörün beyne vücudun başka bir bölgesinden yayılarak oluştuğunda verilen isimdir. Yüzeyel olan metastatik beyin tümörlerinde ise beyin tümörünün bulunduğu bölge beynin dış yüzeyidir. Metastatik beyin tümörleri, beyin tümörü tipleri arasında en sık görülen tiptir. Diğer tüm beyin tümörü tiplerinin tamamından daha fazla görülen metastatik tipbeyin tümörleri otopsi çalışmalarına göre kanserli hastalarının %20-50’sinde görülmektedir.

Metastatik beyin tümörüne en sık neden olan kanser tipleri kadınlarda meme kanseri ve erkeklerde akciğer kanseridir. Metastatik beyin tümörleri genellikle başka bir bölgedeki kanserli hücrelerin kan yolu ile beyne ulaşması sonucu meydana gelmektedir. Kana karışan kanserli hücreler beyne kadar ilerleyip o bölgede yeni kanserli hücrelerin oluşumuna sebep olurlar. Bu nedenle metastatik beyin tümörleri en sık beynin daha çok kan dolaşımı bulunan bölgelerinde ortaya çıkarlar.

Metastatik beyin tümörleri çoğunlukla birden fazla sayıda ortaya çıkmaktadırlar. Bu doğrultuda metastatik beyin tümörlerinin tedavisinde hangi yol izleneceği metastazların sayısına, boyutuna, bulundukları bölgeye göre planlanır. Metastatik beyin tümörleri temelinde anormal derecede büyüyen ve çoğalan kanserli hücrelerden oluştukları için beyin içinde kapladıkları alan kafa içi basıncın artmasına sebep olur.

Bu nedenle metastatik beyin tümörlerinin belirtileri kafa içi basınç artışının belirtileri ile benzerdir. Bu belirtiler bulantı, kusma, görme bozuklukları, beynin etkilenen bölgesine göre vücudun farklı yerlerinde güç kayıpları, karıncalanma, duyu kaybı ve bazı durumlarda nöbet geçirme şeklinde sıralanabilir. Özellikle kanserli olan bir hastada bu tip belirtiler ortaya çıktığında hızlı bir şekilde doktora başvurulmalı ve gerekli tetkikler yapılmalıdır.

Metastatik beyin tümörleri tespiti yapıldıktan sonra tedavi sürecinde hastanın durumuna bağlı olarak kemoterapi, radyoterapi, cerrahi ya da bu tedavi yöntemlerinin kombinasyonları kullanılabilir. Metastatik beyin tümörleri kısa sürede tedavi edilmediği takdirde çok ciddi hayati riskler oluşturmaktadırlar. En sık kullanılan tedavi yöntemi ise radyoterapidir.

Radyoterapide tümör hücrelerinin büyümeleri ve çoğalmaları radyasyon vasıtasıyla durdurulur ve bu hücreler harap edilerek tümörün küçülmesi sağlanır. Kanserli hücre tipine bağlı olarak radyoterapinin etkinliği değişmektedir. Kimi kanser hücreleri uygulanan radyasyondan yoğun olarak etkilenip kolaylıkla kontrol altına alınırken kimi kanserli hücre tipleri radyoterapiden yeteri kadar etkilenmemektedir. Bu gibi durumlarda radyoterapiye ek olarak cerrahi seçeneklerin de uygulanması gerekebilir.

Metastatik beyin tümörleri cerrahisi çoğunlukla dağınık olmayan, belli bir bölgede bulunan, büyük ve nörolojik belirtilere neden olan tümörlerde uygulanmaktadır. Metastatik beyin tümörünün yüzeyel olması, cerrahi öncesi tümörün tespiti ve cerrahi sırasında tümöre ulaşmayı kolaylaştırıp daha az beyin dokusuna zarar vermeyi sağladığı için cerrahinin yan etkilerini ve risklerini azaltmaktadır.

Metastatik beyin tümörleri cerrahisi sonrası tedaviyi desteklemek amaçlı radyoterapi ya da kemoterapi tedavisi uygulanabilir. Her ne kadar metastatik beyin tümörlerinde kemoterapi, cerrahi ya da radyoterapi kadar etkili olmasa da bazı tip kanserli hücrelerde yaşam süresini uzatmaya katkı sağlayabilir.

Derin Metastatik Beyin Tümörleri

Derin olanmetastatik beyin tümörleri ise beyin tümörünün bulunduğu bölge beynin derin dokusudur. Beynin derin dokularında görülen metasatik beyin tümörlerinde tümörün bulunduğu bölgeye göre hastanın duygu durum düzenlemesi, hafızası, öğrenme işlevleri gibi karmaşık fonksiyonları etkilenebilir. Metastatik beyin tümörünün derin olması, cerrahi öncesi tümörün tespiti ve cerrahi sırasında tümöre ulaşmayı zorlaştırdığı için cerrahinin yan etkilerini ve risklerini arttırmaktadır.

Kafa Kaidesi Tümörleri

Kafa kaidesi frontal, etmoid, sfenoid, temporal ve oksipital kemikler tarafından oluşan, beyin ve boyun dokuları arasında bir bariyer görevi gören karmaşık bir anatomik kemik yapısıdır. Kafa kaidesi tümörlerinin klinik olarak değerlendirilmesi sınırlı olduğundan, bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans (MR) görüntüleme yöntemleri bu tip hastaların tanı ve tedavi sürecinde oldukça önemli bir rol oynamaktadır.

Özellikle son yıllarda görüntüleme yöntemlerindeki gelişmeler ile birlikte, tümörlerin sınırlarının cerrahi öncesi olarak net olarak tespiti, ayrıca tümörlerin hayati sinirsel ve damar yapıları ile ilişkilerinin ortaya konabilmesi mümkün olmuş ve bu sayede cerrahlar hayati riskleri olabildiğince azaltacak ve mümkün olduğunca kapsamlı tümör temizliğini sağlayacak yaklaşımlar geliştirebilir hale gelmiştir.

Kafa kaidesinde yer alan tümörlerin bulundukları konumların, uzanımlarının ve çevrelerinde bulunan önemli dokularla ilişkilerinin doğru değerlendirilebilmesi ve tümörlerin özelliklerinin tespiti için kafa kaidesi anatomisinin detaylı olarak bilinmesi önemlidir. Kafa kaidesi frontal, etmoid, sfenoid, temporal ve oksipital isimli farklı kemiklerden oluşmaktadır.

Kafa kaidesi bu kemiklerin oluşturdukları ve sahip oldukları birçok farklı delik ve oluklar ile oldukça karışık bir anatomik yapı olup, kafa içi dokular ile kafa dışı yumuşak dokular arasında adeta bir bariyer görevi görmektedir. Ayrıca kafa içinde bulunan hayati yapıları dış etkenlerden koruyan en önemli yapıdır. Kafa kaidesi iyi ve kötü huylu kemik tümörleri ve metastazlar görülebilmektedir. Metastatik tümörler, erişkin hastalarda kafa kaidesinde en sık görülen tümör tiplerindendir.

Metastatik tümörler, sıklıkla kan yoluyla yayılma gösterdiklerinden, en çok klivus, petröz apeks, sfenoid üçgen ve kalvaryumdaki diploik kavite gibi kemik iliğinin yoğun bulunduğu kafa kaidesi yapılarında ortaya çıkarlar. Bunun dışında kafa kaidesinde en sık görülen kötü huylu tümör osteosarkom olup, genellikle önceden radyoterapi almış kişilerde ve Paget hastalığı olan hastalarda görülmektedir.

Osteosarkomlar kemik yapımı ve bu yapım sürecine eşlik eden agresif kemik zarı tepkisi ile karakterizedirler. Bunlar dışında kafa kaidesi tümörleri birçok farklı bölgede ve şekilde görülebilmektedirler. Ortaya çıktıkları bölgeye, tümörün tipine, uzanımına, büyüklüğüne göre farklı semptomlara sebep olabilirler ve ileri vakalarda hayati risk oluşturup hastada kalıcı hasarlara sebep olabilirler.

Tümörün bulunduğu bölgeye göre frontal fossa, temporal fossa, sfenoid kemik, clivus gibi anatomik yapılar etkilenebilir. Bunlardan frontal fossa tümörleri kafa kaidesinin ön bölgesini etkileyen tümör çeşitleridir. Temporal fossa tümörleri kafa kaidesinin yan taraflarında ortaya çıkan tümörlerdir. Kafa kaidesi tümörlerinin görülebileceği bir diğer bölge olan sfenoid kemik ise hem kafa kaidesinin orta kısmında bulunan hem de şakakların ön kısmının oluşumuna katkı sağlayan bir kemiktir.

Bir diğer yapı olan klivus ise kafa tabanının bir kısmınını oluşturan, beyni korumak ve yüz ile boyun etrafındaki diğer yapılardan beyni ayırmakla görevlidir. Kafa kaidesi tümörleri bu şekilde birçok farklı bölgede ortaya çıkabilmektedirler. Bulundukları bölgeye göre hem beyinde hem de çevre dokularda farklı etkilere sebep olabilirler. Bu doğrultuda kafa kaidesi tümörleri ortaya çıktıkları hastada birçok farklı semptom ile kendilerini belli edebilirler ve kimi durumlarda kontrol altına alınmadıkları takdirde ciddi hayati riskler oluşturabilirler.

Posterior fossa tümörleri cerrahisi

Posterior fossa kafanın arka 3’te 1’lik bölümüne denk gelen anatomik yapının ismidir. Beyin tümörlerinin ortaya çıktıkları bölgeler yaşa göre değişiklik gösterebilmektedir. Posterior fossa tümörleri supratentoryal ve infratentorial olarak iki bölgede bulunabilirler. Erişkin hastalarda beyin tümörlerinin yaklaşık olarak % 70-75 ’i supratentorial bölge olarak isimlendirilen beyincik ile beyin arasında ancak beyne yakın olan bölgede görülür.

Çocukluk çağında ise infratentorial bölge adı verilen, beyincik ile beyin arasında ancak beyne yakın bölgeye yerleşen tümörlerin oranı %60-70 seviyesindedir. Posterior fossa tümörlerinin semptom ve bulguları ilk olarak olarak kafa içi basınç artışına, ikincil olarak ise serebellar nukleuslar ve beyin sapı adı verilen nörolojik yapılara yönelik baskılara bağlı olarak gelişir.

Ayrıca vücudumuzda beynimiz ve omuriliğimiz boyunca bulunan beyin omurilik sıvısının (BOS) dolaşım yollarında tıkanıklık yaparak hidrosefali adı verilen beyin omurilik sıvısının birikerek kafa içi basıncın artmasına sebep olduğu bir sağlık problemine neden olabilir ve hidrosefaliye ait bulgu ve semptomlar ile hasta doktora başvurabilir.

Posterior fossa tümörüne sahip hastalarda tümörün yerleşimine, tipine, boyutuna, hastanın genel durumuna bağlı olarak farklı bulgular görülebilir. Ancak genel olarak hastalar baş ağrısı, bulantı, kusma, baş dönmesi, denge bozukluğu, hareketlerde koordinasyon bozukluğu olan ataksi, çoklu görmeye neden olan bir çeşit görme bozukluğu olan diplopi, kuvvet kaybı, görme bozukluğu gibi bulgularla doktora başvurmaktadırlar. Posterior fossanın yapısından dolayı hastaların şikayetlerinin ortaya çıkması ile posterior fossa tümörü tanısının konması arasındaki süre diğer beyin tümörleri ile karşılaştırıldığında oldukça kısadır.

Tümörün ciddiyetine göre bu süre daha da kısabilmekte ve 1 haftaya kadar inebilmektedir. Ancak kimi iyi huylu tümörlerde bu süre 1 sene kadar da uzayabilmektedir. Posterior fossa tümörü tanısı kesinleştikten sonra tedavinin hangi yöntemle yapılacağına karar verilir. Cerrahi tedavi uygulanması kararlaştırıldığında ise posterior fossa tümörü cerrahisi öncesi tümörün özellikle detaylı bir şekilde tespit edilmeli, çevresindeki dokulara hakim olunmalı ve cerrahi prosedür oluşturulurken gelişmiş görüntüleme yöntemlerinden destek alınmalıdır.

Cerrah tarafından cerrahi prosedür belirlendikten sonra posterior fossa tümörlerinde cerrahi çoğunlukla çivili başlık yardımıyla oturur pozisyonda gerçekleştirilmektedir. Ancak hastanın genel durumuna ve cerrahın görüşü doğrultusuna bağlı olarak bu durum değişiklik gösterebilir. Tümörün bulunduğu yere göre farklı bölgelerden giriş yapılarak tümör uzaklaştırılabilir. Yine aynı şekilde tümörün bulunduğu bölgeye ve yapısına bağlı olarak tamamı yada bir kısmı çıkartılabilir.

Tümörün kötü huylu olduğu durumlarda ya da tamamı çıkartılamadığı durumlarda cerrahi tedaviye ek olarak kemoterapi ve radyoterapi gibi tedavi yöntemlerine de başvurulmaktadır. Posterior fossa tümörlerinin tedavisi son yıllarda tanı ve tedavi yöntemlerinin gelişmesi, cerrahi tekniklerin ve cerrahi teknolojilerin ilerlemesi, destekleyici tedavilerdeki ilerlemeler, kemoterapi ve radyoterapi gibi tedavilerin desteğiyle büyük ilerlemeler kat etmiştir ve bu sayede kişiye göre değişebilen tedavi sonuçlarına ulaşılabilmektedir.

Köşe Tümörleri Cerrahisi

Tıbbi terminolojide beyincik ve beyin sapının birleşim noktası köşe olarak tanımlanmaktadır. Bu bölgede birçok farklı tipte tümör oluşabilmektedir. Ancak en sık görülen ve köşe tümörü dendiğinde akla ilk gelen tümör tipi sekizinci kafa siniri olan denge ve işitmeden sorumlu olan vestibüler sinirin kılıfında ortaya çıkan tümörlerdir. Bu tip tümörler genellikle iyi huylu ve yavaş ilerleyen tipte tümörlerdir.

Köşe tümörleri çoğunlukla vestibular sinire bası yaptıkları için duyma ve denge problemlerine neden olmaktadırlar. Eğer köşe tümörü çok fazla büyürse yüze yayılarak yüzün duyusunu algılamada görevli olan sinire de bası yapabilir. Bu gibi durumlarda yüzde uyuşma meydana gelebilir. Daha da fazla büyüyen tümörler bu sinirlerde ciddi hasarlar bırakabilecek şekilde basıya sebep olabilir ve bulgular yüz felcine kadar ulaşabilir.

Aynı şekilde aşırı büyümüş bir köşe tümörü beyin sapına bası yaparak hastada hayati tehlike meydana getirebilir ve hastada ciddi kalıcı hasarlar bırakabilir. Köşe tümörleri çoğunlukla tek taraflı görülmektedir. Ancak nörofibromatozis tip 2 adı verilen bir hastalık varlığında köşe tümörleri de iki taraflı görülebilmektedirler.

Tüm beyin tümörleri arasında köşe tümörlerinin oranı %8 seviyesindedir. Tümörün büyüyüp kalıcı hasarlar ya da hayati risk yaratabilecek bulgular oluşturmaması için erken tanı çok önemlidir. Çoğu köşe tümörü hastasında ilk belirti işitme kaybı olarak ortaya çıkmaktadır. Vestibular sinir etkileniminden dolayı baş dönmesi, baş ağrısı, çınlama gibi bulgular da ortaya çıkabilmektedir. Ciddi büyüklüklere ulaşan köşe tümörlerinde yüz felci, çift görme, yutma bozuklukları, yüz ağrısı ve uyuşma görülebilir. B

Bu nedenle bulgular henüz erken aşamadayken doktora başvurmak hastalığın erken dönemde kontrolü için önemlidir. Köşe tümörlerinin cerrahi tedavisi planlanırken cerrahi prosedür tümörün tipine, diğer sinirlerle olan ilişkisine, çevre dokuların durumuna göre belirlenir. Erken tanı ile tespit edilen küçük boyutlu tümörlerde cerrahi tedavi daha kolay uygulanır ve cerrahi sonrası işitme kaybı gibi istenmeyen yan etki oluşma riski çok az olur.

Ancak büyük tümörlerde cerrahi daha zorludur ve tümörün oluşturduğu yoğun basınçtan dolayı bölgedeki sinirler ve çevre dokular kalıcı hasar almış olabilirler. Bu gibi durumlarda cerrahi ile tümör tamamen uzaklaştırılırsa dahi tümörün bıraktığı hasar kalıcı olabilmektedir. Cerrahi tedavi köşe tümörleri için kişiye göre değişebilen sonuçlar verebilmektedir ve cerrahi sonrası köşe

Tıbbi Bilgilendirme.Bu içerik, Vimfay içerik ekibi tarafından alanında uzman hekimlerin katkısıyla hazırlanmıştır. Sitede yer alan tüm içerikler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımakta olup tıbbi tavsiye niteliği taşımaz. Vimfay bir aracı kuruluştur; teşhis veya tedavi hizmeti vermez. Şikâyetinizle ilgili değerlendirme, tanı ve tedavi için mutlaka bir hekime başvurunuz.

Süreci birlikte planlayalım

Şikâyetinizi kendi dilinizde iletin; ekibimiz size dönsün.

Ücretsiz Ön Değerlendirme

Yorumlar

İlk yorumu siz yazın.

Yorum yaz

Yorumlar yayınlanmadan önce moderatör onayından geçer.