vimfay.®
Dahili Branşlar

Tıbbi Onkoloji

Kemoterapi, immünoterapi ve hedefe yönelik kanser tedavilerinde koordinasyon.

About the Department

Onkoloji, kanserin oluşumu, tanısı, tedavisi, sebepleri ve kanserden korunmaya yönelik konular üzerine çalışan tıp dalıdır. Kanser dünyada her geçen gün artan ve küçük yaşta çocuklara kadar her yaş grubunu etkileyebilen bir hastalıktır. Kanser tipleri kendi içlerinde evrelerine göre sınıflandırılmaktadır. Kanserin erken evrelerde tedavisi genellikle daha etkili, daha kolay ve hasta için daha konforlu olabilmektedir. Bu nedenle kanserde erken tanı ve tedavi büyük önem taşımaktadır. Ciddi bir hastalık olan kanser için tedavi seçenekleri her geçen gün gelişmektedir. Yeni cerrahi teknikler, akıllı ilaçlar ve radyoterapi yöntemleri sayesinde ileri dönem evrelerde dahi kanser, kontrol altına alınabilen bir hastalık haline gelmiştir. Ancak tedavi yöntemlerinden çok kanserden korunma yolları ve henüz erken döneminde kanserin tespiti hastanın sağlığı açısından ve tedavi süreci açısından önemlidir. Bu nedenle risk grubundaki kişilerin düzenli sağlık taramalarını yaptırmaları ve hekimlerine danışmaları önerilmektedir.

Kemoterapi

​Kemoterapi, kanser hastalıklarına yönelik olarak çoğunlukla kanserli hücrelere etki eden ve onların büyüyüp çoğalmasını engellemeyi hedefleyen ilaç tedavisidir. Kemoterapi uygulamaları tek bir ilaç barındırabileceği gibi hastanın ihtiyaçlarına bağlı olarak birden fazla ilaç barındıran kürler halinde de uygulanabilmektedir. Bir hastaya kemoterapi uygulanırken kanserin tipine, evresine, kanserli hücrelerin yayılımına ve hastanın genel sağlık durumuna bağlı olarak hekim tarafından karar verilir. Kemoterapi uygulamalarının amacı kanserin ilerlemesini önlemek ya da yavaşlatmak, vücudun diğer kısımlarına yayılmasının önüne geçmek ve kanserli hücreleri etkisiz hale getirerek tümörü küçültmektir. Hastanın durumuna göre kemoterapi, cerrahi ya da radyoterapi gibi diğer tedavi yöntemleriyle birlikte de kullanılabilir. Kimi cerrahi tedaviler sonrasında tümör alınsa dahi vücutta kalma ihtimali olan kanserli hücrelerin yayılımını engellemek amacıyla kemoterapi kullanılabilir. Ayrıca bazı cerrahiler öncesinde tümörün küçültülmesi ve böylelikle cerrahinin daha etkili ve kolay bir şekilde gerçekleştirilebilmesi için kemoterapi uygulamalarından yararlanılmaktadır. Aynı şekilde radyoterapi tedavisi ile birlikte de uygulanabilmekte, öncesinde, sonrasında ve radyoterapiyle eş zamanlı olarak kombine tedavi programları oluşturulabilmektedir. Hastanın durumuna ve kullanılacak ilacın çeşidine göre kemoterapi damar yoluyla ya da hap şeklinde ağızdan uygulanabilir. Damar yoluyla uygulanan kemoterapi seruma karıştırılarak doğrudan damara verilmektedir. Uzun bir kemoterapi programına giren kimi hastalar için hastane yatışı gerekebilir. Hap yoluyla kemoterapi uygulamalarında ise hasta evde tedaviye devam edebilmektedir. Ancak evde tedavi sürecinde ilaç kullanımına dikkat edilmeli, ilaçlar düzenli bir şekilde ve hekim tarafından belirlenen dozda kullanılmalıdır. Bu tedavi programları onkoloji uzmanı hekimler tarafından hastaya özel olarak planlanmaktadır. Kemoterapinin süresi, sıklığı, kaç tekrar uygulanacağı, gerekirse tedaviye verilecek olan araların uzunluğunun tespiti gibi faktörler hastalığın tedavi süreci için önemlidir ve uzman hekimler tarafından belirlenmelidir. Bu nedenle kemoterapi sürecinde hasta ve hekimin iş birliği içerisinde tedaviyi düzenli bir şekilde sürdürmesi gerekmektedir. Kemoterapi uygulamalarının bulantı, kusma, saç dökülmesi, halsizlik, ağız içi problemler, enfeksiyon, kanama, cilt problemleri gibi yan etkileri olabilmektedir. Bu bulguların azaltılması için uzman hekim tarafından beslenme programları, destekleyici tedaviler ya da ilaç takviyeleri önerilebilir; gerekli durumlarda hasta diğer uzmanlıklara yönlendirilebilir. Saç dökülmesi gibi bazı yan etkiler hasta için psikolojik yönden zorlayıcı olabilir; bu yan etkilerin çoğunlukla geçici nitelikte olduğu ve tedavi sürecinin sonunda azalabileceği bilinmektedir. Kişiye özel süreç ve olası yan etkiler için mutlaka hekiminize danışınız.

Meme Kanseri

​Meme kanseri, meme dokusunda bulunan farklı hücre gruplarının kontrolsüz bir şekilde çoğalması nedeniyle meydana gelen bir hastalıktır. Kanser sadece bulunduğu dokuyu değil, çevre dokuları da etkileyebilen bir hastalıktır. Bu nedenle meme kanserlerinde sıklıkla çevre dokulara yayılma, özellikle lenf sistemine yayılım görülebilmektedir. Lenf sistemi tüm vücuda yayılan bir sistem olduğu için meme kanserinde tanı ve tedavinin zamanında yapılması, kanserin diğer vücut sistemlerine yayılmasının önüne geçmek açısından önemlidir. Meme kanseri, özellikle kadınlarda sık görülen kanser türlerindendir. Meme kanseri riskini artırabilecek faktörler arasında menopoz sonrası dönemde olmak, ailede kanser öyküsü bulunması (genetik yatkınlık), daha önce meme kanseri geçirmiş olmak, ilk doğumu ileri yaşta yapmış olmak, sigara kullanımı, beslenme düzensizlikleri ve fazla kilo sayılabilir. Meme kanserinde diğer vücut sistemlerine yayılmayı önlemek için erken tanı önemlidir. Kişiler kendi kendilerine yapabilecekleri meme muayeneleri sayesinde olası bulguları erken evrede fark edebilir ve bir uzman hekime başvurabilirler. Memede elle hissedilen bir kitle, iki meme arasında sonradan ortaya çıkan boyut ve şekil farklılıkları, meme üzerinde deri değişiklikleri, meme başında şekil değişiklikleri gibi bulgular meme kanseri belirteci olabilir; bu durumlarda kişi uzman bir hekime danışmalıdır. Ayrıca ailede bir meme kanseri tespit edilmişse, hasta ile kan bağı olan diğer aile üyelerinin (özellikle kız kardeş, anne gibi) de bir uzman hekime başvurup kontrol yaptırmaları önerilir. Meme kanserleri, yayılma potansiyeli olan ve olmayan kanserler olmak üzere iki grupta incelenmektedir. Hekim, kanserin tipine, yayılımına ve evresine göre bir tedavi programı belirler. Cerrahi tedavi, radyoterapi ve ilaç tedavisi gibi farklı tedavi seçenekleri bulunmaktadır. Odak noktası belirgin, sınırlı tipte kanserlerde çevre dokuyu koruyarak sadece kanserli bölgenin çıkarılması gibi cerrahi işlemler uygulanabilir. Daha yaygın ve sınırları belirsiz tip kanserlerde ise meme dokusunun tamamının alınmasını içeren girişimler uygulanabilir. Günümüzde bu tip cerrahilerde klinik deneyim ve teknoloji gelişmekte, olumlu sonuçlar bildirilmektedir; ancak sonuç, hastadan hastaya ve hastalığın özelliklerine göre değişebilir. Lenf nodüllerine yayılım söz konusu olduğunda lenflerin cerrahi ile alınması da gündeme gelebilir. Hekimin görüşü doğrultusunda bu tip cerrahi girişimler, ilaç tedavileri ya da radyoterapi uygulamaları birlikte planlanabilir. Meme kanserinde tedavi yöntemleri sürekli gelişmektedir. Bu doğrultuda erken tanı ve tedavi büyük önem taşımaktadır; kişiye özel değerlendirme için hekiminize danışmanız gerekmektedir.

Kolon ve Rektum Kanseri

​Kolon kanseri, bağırsaklar ve rektumda ortaya çıkan poliplerden kaynaklanabilen bir hastalıktır. Kolon kanseri ciddi bir hastalıktır ve ölüm oranı görece yüksek olan kanser tiplerinden biridir. Erkeklerde kadınlara göre daha sık görülen bu kanser tipi, erken evrede tespitinin zor olması nedeniyle hastalarda önemli sağlık riski oluşturabilmektedir. Kolon kanseri ilk aşamalarında pek fazla belirti vermeyebileceğinden hastalar kimi zaman hastalık ilerledikten sonra başvurabilmektedir. Kanser tedavisinde erken tanı süreci büyük oranda etkilediğinden, tanıda gecikme önemli bir risk oluşturabilir. Kolon kanseri için risk faktörleri arasında bağırsakta polip varlığı, ailede kolon kanseri öyküsü, ileri yaş, Crohn hastalığı ve ülseratif kolit gibi iltihabi bağırsak hastalıkları ile kişinin kendi kanser geçmişi sayılabilir. Kolon kanseri az belirti veren bir kanser olsa da bağırsaktaki polipler büyüdükçe kabızlık, ishal, dışkı kokusunda değişiklik, kansızlık, dışkıda kan görülmesi, makattan kanama, karın ağrısı, iştahsızlık ve kilo kaybı gibi belirtiler ortaya çıkabilmektedir. Bu belirtiler doğrudan kolon kanserini işaret etmese dahi kontrol için ilgili uzman hekime başvurulması önerilir. Kolon kanserinin tanısında kolonoskopi, dışkıda gizli kan testi, bilgisayarlı tomografi ve dışkıda DNA testleri gibi yöntemler kullanılmaktadır. Kolon kanseri sinsi seyredebildiğinden, 50 yaş ve üzeri kişilerde herhangi bir belirti olmasa dahi kolonoskopi taraması önerilmekte, polip tespit edilmediği takdirde belirli aralıklarla (genellikle 10 yılda bir) tekrarlanması tavsiye edilmektedir. Ailede kolon kanseri öyküsü varsa daha erken yaşta tarama başlanması, ailede erken yaşta görülen kanser varsa taramaların daha da öne çekilmesi gerekebilir; kesin aralıklar için hekiminize danışmanız önemlidir. Ülseratif kolit gibi kolon kanserine zemin hazırlayabilecek hastalıklarda kolonoskopi taramaları daha sık (örneğin yıllık) uygulanabilmektedir. Bu tür taramalar erken tanı ve tedaviyi sağlayarak kolon kanserinin oluşturduğu sağlık riskini azaltmaya katkı sunar. Kolon kanserine cerrahi, ilaç tedavisi ve radyoterapi gibi farklı yöntemlerle müdahale edilmektedir. Kolon kanseri tedavisi planlanırken uzman hekim; hastanın genel sağlık durumunu, kanserin başka sistemlere yayılıp yayılmadığını, evresini ve etkilediği bölgeleri değerlendirir. Bu doğrultuda hastaya özgü tedavi yaklaşımını belirler. Kolon kanserinin hemen her evresinde başlıca tedavi yöntemi cerrahidir. Kanserin yerine ve konumuna göre kalın bağırsağın bir kısmı ya da tamamı, rektumun bir kısmı cerrahi ile çıkarılabilir. Yayılım gösteren çevre doku ya da organların da cerrahi ile çıkarılması gerekebilir. Kolon kanseri, erken tanı sayesinde tedavi şansı artan bir hastalıktır. Bu nedenle risk grubundaki kişilerin düzenli kolonoskopi taramalarını yaptırmaları ve hekimleriyle iş birliği içinde olmaları önemlidir.

Pelvis (Leğen Kemiği) Tümörü

Omurga ve pelvis tümörleri, bağlantılı anatomik yapıları nedeniyle çoğunlukla birlikte değerlendirilmektedir. Omurga ve pelvis tümörlerinde diğer kemik tümörlerinden farklı olarak ayrı bilgi, beceri ve deneyim gerekmektedir. Bölgenin anatomik yapısı gereği zorlu bir bölgedir. Bu bölgede gelişen tümörlerin önemli bir kısmı, metastatik tümör adı verilen, başka bir vücut bölgesinden buraya yayılan tümörlerdir. Kimi zaman doğrudan bölgedeki yapılarda da tümörler gelişebilmektedir. Bu bölgede gelişen tümörler ağrı ve fonksiyon bozukluğu ile kendini gösterebilir.

Özellikle gece ağrıları ve uykudan uyandıran ağrılara dikkat edilmelidir. Günümüzde gelişen kanser tedavisi yöntemleri sayesinde birçok tipte iç organ kanserinin kontrol altına alınabilmesi ve yaşam sürelerinin uzaması, metastaz yoluyla görülen bu tip tümörlerin görülme sıklığını artırmıştır. Daha önce meme kanseri, akciğer kanseri, böbrek kanseri veya prostat kanseri geçirmiş kişilerde bu tip metastatik tümörlerin daha sık görülebildiği bilinmektedir. Bu nedenle daha önce kanser geçirmiş kişilerin düzenli kontrole gitmeleri, erken tanı ve tedavi açısından önemlidir.

Pelvis tümörü belirtileri kimi zaman yalnızca bel ve bacak ağrısı şeklinde kendini gösterebilirken, bazen kuyruk sokumu bölgesinde de ağrı gelişebilmektedir. Bazı durumlarda bacaklarda uyuşma ve güç kayıpları da görülebilir. Tümörün yerleştiği bölgeye ve tipine bağlı olarak bunların dışında farklı belirtiler de ortaya çıkabilir; kabızlık, dolgunluk hissi, cinsel fonksiyon kaybı bunlardan bazılarıdır. Kötü huylu tümör durumlarında yüksek ateş ve kilo kaybı gibi belirtiler de görülebilir. Pelvis tümörünün tespitinde fizik muayene, kan testi, ultrasonografi ve bilgisayarlı tomografi gibi yöntemler kullanılabilmektedir. Kanser tedavisinde erken teşhis, hastalığın seyri açısından önemlidir.

Erken tespit edildiğinde kanserin çevre dokulara yayılımının ve sağlıklı dokuda oluşabilecek hasarın sınırlandırılması mümkün olabilir. Ayrıca erken tanı, cerrahi tedavinin etkinliği açısından da önemlidir. Bu tip tümörlerin tedavisinde cerrahi girişimler önemli bir yer tutar. Tümörün sağlıklı dokudan cerrahi ile temizlenmesi öncelikli yaklaşımdır. Pelvis tümörlerinde cerrahi girişim, deneyimli bir ekip tarafından yönetilmelidir; bölge anatomisi hayati birçok yapıyı barındırmaktadır.

Özellikle karın bölgesindeki yapılara, pelvis çevresindeki atardamar, toplardamar ve sinirlere dikkat edilmesi gerekmektedir. Bu yapıların hassasiyeti nedeniyle ekibin yeterli cerrahi deneyime sahip olması önemlidir. Hastanın ve hastalığın durumuna bağlı olarak vasküler cerrahlara, genel cerrahlara, ürologlara ve plastik cerrahlara ihtiyaç duyulabilmektedir. Pelvis tümörü cerrahileri sonrasında hastanın fonksiyonel durumu önemlidir; gerekli durumlarda fizyoterapi ve rehabilitasyon yöntemleriyle fonksiyon kaybının en aza indirilmesi hedeflenir. Günümüzde gelişen tanı ve tedavi yöntemleri sayesinde pelvis tümörleri daha erken dönemde tespit edilebilmekte ve daha etkin cerrahi girişimler planlanabilmektedir. Pelvis tümörleri ciddi sağlık riskleri barındırabilen hastalıklar olsa da erken tanı ve uygun cerrahi yaklaşımla olumlu klinik sonuçlarla tedavi edilebilmektedir. Kişiye özel değerlendirme için mutlaka bir uzman hekime danışılmalıdır.

Vimfay ile Tıbbi Onkoloji Koordinasyonu

Vimfay, bir sağlık kuruluşu ya da tedavi sağlayıcısı değil, uluslararası hastaların Türkiye'deki tıbbi onkoloji hizmetlerine erişiminde koordinasyon ve danışmanlık desteği sunan aracı bir kuruluştur. Tanı, tedavi planı ve prognoz her zaman ilgili onkoloji uzmanı hekim ve sağlık kurumu tarafından, hastanın bireysel durumuna göre belirlenir. Vimfay; randevu organizasyonu, hastane/klinik ile iletişim, seyahat ve konaklama süreçlerinin koordinasyonu gibi konularda destek sağlar; tedavi sonucu, süresi ya da maliyeti konusunda herhangi bir garanti vermez. SGK anlaşmaları, güncel fiyatlandırma ve kapsam bilgileri için ilgili sağlık kurumunun veya SGK'nın resmi kaynaklarından teyit alınması önerilir.

How does the process work?

You submit your complaint, our medical team performs a preliminary assessment, identifies the appropriate specialist and accredited center, and presents a transparent treatment plan and offer.

What's included?

Medical coordination, appointment and center organization, travel & transfer, accommodation, interpreter and remote post-treatment follow-up.

Related Health Guide Content

Tıbbi Onkoloji

Causes, Diagnosis, and Treatment of Laryngeal Cancer

Laryngeal cancer is a disease characterized by malignant tumors that develop in the larynx region, which contains the respiratory passages and vocal cords. With early diagnosis and appropriate treatment methods,…

Tıbbi Onkoloji

Soft Tissue Cancer: Definition and Treatment Options

Soft tissue cancer is a type of cancer that begins and spreads in soft tissues of the body, including muscles, fats, joints, nerves, and blood vessels. This cancer can significantly affect quality of life and pose vital…

Tıbbi Onkoloji

Esophageal Cancer: Definition and Treatment

Esophageal cancer is a serious health problem that is quite common today and is particularly seen in adults. This disease is a type of cancer that begins in the cells of a tube-shaped organ called the esophagus, which…

Tıbbi Onkoloji

Upper Urinary Tract Cancer: Types and Characteristics

Upper urinary tract cancer refers to malignant tumors that develop in the kidneys and ureters, located in the upper portion of the urinary system. This type of cancer affects an important part of the system responsible…

Tıbbi Onkoloji

Thyroid Cancer: Symptoms, Causes, Diagnosis and Treatment

Thyroid cancer is a type of cancer that develops in the cells of the thyroid gland and can spread to other parts of the body. The thyroid gland is a butterfly-shaped organ located in the front of the neck and produces…

Tıbbi Onkoloji

Testicular Cancer: Types, Causes, and Symptoms

Testicular cancer is a malignant tumor that begins in the testes, the male reproductive organs, and can spread rapidly. It is more commonly seen in young and middle-aged men and can be treated when diagnosed early. In…